Malatya’nın simgesi haline gelen kayısı, iklim koşullarındaki değişim nedeniyle coğrafi sınırlarını yeniden çizmeye başladı. Üreticiler, bin rakımın altındaki bölgelerde kayısı yetiştiriciliğinin giderek riskli hale geldiğini ifade ederken, dolu, don ve erken çiçeklenme gibi etkenlerin üretimi ciddi şekilde tehdit ettiğini söylüyor. Özellikle Battalgazi’de döllenme problemleriyle başlayan süreç, dolu ve soğuk hava dalgalarıyla daha da ağırlaştı. Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın, kayısının artık bir tarım ürünü değil, iklim değişikliğinin en net göstergelerinden biri haline geldiğini ifade ederek Malatya Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.
Kayısıda tehlikenin sürekli devam ettiğini belirten Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın, aslında kayısıdaki tehlikenin çiftçinin cebine para girmediği sürece devam edeceğini söyledi.
“ZORLU BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”
Zorlu hava şartları yaşadıklarını ifade eden Ayaydın, “Şu anda iklimsel koşullar nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyoruz, zorlu hava şartları yaşıyoruz. Biz bunu her seferinde söylüyoruz. Kayısıyı Malatya’da yeniden stratejik olarak ele almamız gerekiyor. Çünkü kayısı artık belirli bir rakımın altında yetişmeyecek gibi görünüyor. Bunu birkaç senedir hava olaylarından ve iklim koşullarından zaten görüyoruz. Yani şu durum söz konusu: Bin rakımın altında kayısı yetiştiriciliği artık çok büyük tehlike altında” diye konuştu.
“ALLAH ÇİFTÇİMİZE YARDIM ETSİN”
Soğuk havanın 6 Mayıs’a kadar devam edeceğini kaydeden Ayaydın, “Bugün 4 Mayıs ve dışarıda dediğiniz gibi hava oldukça soğuk. Bu soğuk hava koşullarının 6 Mayıs’a kadar da devam etmesi bekleniyor. Çok sayıda noktada dolu nedeniyle kayısılarımız zarar gördü. Bu yönde tespitlerimizi yaptık. Kayısı üretiminin yoğun olduğu bölgelerde ciddi zararlar oluştu. Örneğin Pütürge’de 5 mahallede bu zararı yaşıyoruz. Akçadağ’da, Battalgazi ve Yeşilyurt gibi ilçelerde ise daha geniş alanlarda etkili oldu. Özellikle Battalgazi’de baraja yakın bölgelerde, erken çiçeklenmeden dolayı tozlaşma ve döllenme gerçekleşmediği için kayısı zaten bir darbe almıştı. Bunun üzerine dolu, ardından da soğuk hava etkili oldu. Allah çiftçimize yardım etsin inşallah” ifadelerini kullandı.
“BU SİSTEMLER HENÜZ TAM ANLAMIYLA OLGUNLAŞMIŞ DEĞİL”
Kayısının zahmetli ve zor bir üretim süreci olduğunu söyleyen Ayaydın şunları kaydetti:
“Cenab-ı Allah bize öyle bir meyve vermiş ki gerçekten hem zahmetli hem de zor bir üretim süreci var. Akdeniz Bölgesi’ne baktığınızda, üreticiler ürünlerini örtü altına alarak koruyabiliyorlar; muz ağaçlarını örtüyle muhafaza edebiliyorlar. Ancak biz kayısıda ya da Malatya’da bunu aynı şekilde uygulayamıyoruz. Bizim çiftçilerimizin yapabileceği en önemli şeylerden biri, öncelikle Cenab-ı Allah’a dua etmektir. Emeğimizi boşa çıkarmasın diye. Bunun yanında yapabileceğimiz bazı uygulamalar var: Don olaylarında sulama yapılması, tarlalarda ateş yakılması gibi yöntemler. Son zamanlarda sisleme ve dumanlama gibi sistemler de geliştirilmeye çalışılıyor. Ancak bu sistemler henüz tam anlamıyla olgunlaşmış değil. Ayrıca kayısıya zararı olup olmadığı da net olarak tespit edilebilmiş değil. Bu yöntemlerle hava sıcaklığının 2-3 derece artırılmaya çalışıldığı söyleniyor. Ancak kayısı hassas ve narin bir meyve olduğu için bunun etkileri mutlaka araştırılmalı. Her zaman söylediğim gibi, bilim insanlarımız ve paydaşlarımızla birlikte kayısıyı Malatya’da yeniden ele almamız gerekiyor. Çünkü görünen o ki kayısı Malatya’yı terk ediyor.”
SİNEM HATUN DAVUT