Kardiyovasküler hastalıkların dünya genelinde yaşam kayıplarının en önemli nedenleri arasında yer aldığını dile getiren Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Aktaş, özellikle koroner arter hastalıklarından korunmada risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve kontrol altına alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
KAN ŞEKERİNİN DÜZENLİ TAKİP EDİLMESİ ÖNEMLİ
“Koroner arter hastalıklarında bazı risk faktörleri kişinin müdahale edemeyeceği özelliklerden oluşuyor” diyen Dr. Aktaş sözlerine şöyle devam etti:
“Erkek cinsiyet ve ailesinde erken yaşta kalp krizi geçiren kişilerin bulunması bu faktörler arasında gösteriliyor. Ancak kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde asıl önem taşıyan noktanın, kontrol edilebilir risklerin yönetilmesi olduğu belirtiliyor. Yüksek tansiyonun kontrol altında tutulması, kalp sağlığının korunmasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Tansiyon değerlerinin dengelenmesi için gerektiğinde ilaç tedavisinin yanı sıra düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının da yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerekiyor. Diyabeti bulunan kişilerin kan şekeri düzeylerini düzenli takip etmesi ve uygun tedavi ile beslenme programına uyması da kalp-damar sağlığı açısından önem taşıyor. Benzer şekilde yüksek kolesterol sorunu yaşayan bireylerin de doktor önerisi doğrultusunda ilaç tedavisi, beslenme düzeni ve fiziksel aktiviteyle kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmaları gerekiyor.”
“KALP-DAMAR SAĞLIĞINA OLUMLU KATKI SAĞLIYOR”
Düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Aktaş, “Sigara kullanımı ise koroner arter hastalıkları açısından önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Sigaranın bırakılması, kalp ve damar sağlığının korunmasına yönelik atılabilecek en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Bunun yanında yoğun stres ve kaygının bulunduğu yaşam koşullarında, stresle başa çıkma yöntemlerinin öğrenilmesi ve uygulanması da kalp sağlığı açısından önem taşıyor. Kalp sağlığının korunmasında yalnızca ilaç tedavisine değil, günlük yaşam alışkanlıklarına da önem verilmesi gerekiyor. Kas ve genel vücut sağlığının desteklenmesi açısından düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme büyük önem taşıyor. Düzenli yürüyüş başta olmak üzere kişinin sağlık durumuna uygun fiziksel aktivitelerin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi, kalp-damar sağlığına olumlu katkı sağlıyor” şeklinde konuştu.
“CİDDİ SAĞLIK SORUNLARINA VE YAŞAM KAYIPLARINA YOL AÇABİLİYOR”
Beslenme açısından lif ağırlıklı zengin gıdalara ağırlık verilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Aktaş, “Beslenme düzeninde ise lif açısından zengin gıdalara ağırlık verilmesi, hayvansal kaynaklı besinlerin tüketiminin sınırlandırılması ve sebze ağırlıklı bir beslenme modelinin benimsenmesi öneriliyor. Hayvansal ürün tüketilecekse beyaz etin tercih edilmesi, kızartma yerine ızgara veya haşlama gibi daha sağlıklı pişirme yöntemlerinin kullanılması önem taşıyor. Akdeniz ve Ege mutfağına benzer bir beslenme düzeninin benimsenmesi, kalp sağlığının korunmasına yardımcı olabilecek alışkanlıklar arasında gösteriliyor. Yağ tüketiminin azaltılması, kullanılacak yağlarda ise doymamış yağlardan zengin zeytinyağının tercih edilmesi öneriliyor. Diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam gibi kontrol edilebilir risk faktörlerinin düzenli takip ve uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle yönetilmesi, kalp ve damar hastalıkları riskinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Kontrol altına alınmayan risk faktörleri zaman içerisinde damarların daralmasına ve tıkanmasına neden olabiliyor. Hastalığın ilerlemesi durumunda ise stent, balon veya bypass gibi girişimsel tedavilere ihtiyaç duyulabiliyor. Daha ileri aşamalarda kalp ve damar hastalıkları ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kayıplarına yol açabiliyor” ifadelerini kullandı.
MUTLU SARIGÜL