6 Şubat depremlerinin ardından yeniden inşa ve ihya sürecinin hemen hemen tamamlandığı Malatya’da yerinde dönüşüm başta olmak üzere inşa süreci de sürüyor. Artan iş gücü ihtiyacı, kentin ekonomik ve fiziksel olarak ayağa kalkması açısından büyük fırsatlar sunarken, beraberinde ciddi iş sağlığı ve güvenliği risklerini de beraberinde getirdi. Yüksekte çalışma, ağır ekipman kullanımı ve elektrik riskleri gibi tehlikelerin ön plana çıktığı bu dönemde İnönü Üniversitesi Malatya Meslek Yüksekokulu Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Özdemir, iş kazalarının tesadüf değil, önlenebilir durumlar olduğuna dikkat çekti.
İş kazalarının önemli bir kısmı yüksekte çalışma, düşmeler, elektrik çarpmaları, iş makineleriyle çalışırken meydana gelen sıkışma ve ezilmeler ile koruyucu ekipmanların kullanılmamasından kaynaklandığını belirten Engin Özdemir, her iş kazası sadece istatistiklere yansıyan bir sayı değil; bir çalışanın hayatını, ailesinin geleceğini ve işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen ciddi bir olay olduğunu, bu nedenle iş kazalarını meydana geldikten sonra değerlendirmek yerine, ortaya çıkmadan önce önlemeye odaklanmak gerekir dedi.
“KAZALAR TEK BİR NEDENDEN KAYNAKLANMAZ”
İş kazalarının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Özdemir, “İş kazaları genellikle tek bir nedenden ortaya çıkmaz. İnsan faktörü, çalışma ortamı ve yönetimsel eksiklikler çoğu zaman bir araya gelerek kazalara zemin hazırlar. En sık karşılaştığımız nedenler arasında yetersiz eğitim, risklerin doğru analiz edilmemesi, çalışma talimatlarına uyulmaması ve kişisel koruyucu donanımların kullanılmaması oluyor. Bunun yanında çalışanların uzun mesailer nedeniyle yorulması, dikkat dağınıklığı yaşamaları, işin hızlı bitirilmesi yönündeki baskılar ve işyerindeki güvensiz koşullar da önemli risk faktörleridir. Araştırmalar iş kazalarının büyük bölümünün önlenebilir olduğunu gösteriyor. Bu nedenle güvenlik kültürünün oluşturulması, teknik önlemlerin alınması ve düzenli eğitimlerin verilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
“YENİDEN İNŞA SÜRECİ RİSKLERİ ARTIRDI”
Malatya’nın depremler sonrasında kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine girdiğini belirten Özdemir, “Bu süreçte yüksekte çalışma, ağır ekipman kullanımı, toz maruziyeti, elektrik riskleri ve kontrolsüz yıkım işlemleri gibi tehlikeler daha sık görülüyor. Ayrıca çalışmalardan etkilenen sadece çalışanlar değil, çevrede yaşayan vatandaşlardır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri hem çalışanların hem de toplumun korunması açısından kritik öneme sahip. Güvenlik önlemlerinin eksiksiz uygulanması, yeniden inşa sürecinin daha hızlı, kaliteli ve güvenli şekilde tamamlanmasına katkı sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.
“İŞVERENLER RİSK DEĞERLENDİRMESİNİ GÜNCELLEMELİ”
Tehlikelerin önceden tespit edilerek gerekli tedbirlerin zamanında alınması gerektiğine dikkat çeken Özdemir, “İşverenler öncelikle işyerindeki tehlikeleri belirlemeli ve risk değerlendirmelerini düzenli olarak güncellemelidir. Çalışanlara işin niteliğine uygun eğitimler verilmeli, yeni başlayan personele kapsamlı oryantasyon programları uygulanmalıdır. Bunun yanında kişisel koruyucu donanımların eksiksiz sağlanması, iş ekipmanlarının bakım ve kontrollerinin düzenli yapılması, acil durum planlarının hazırlanması ve güvenlik denetimlerinin sürekli gerçekleştirilmesi gerekir. İşverenlerin güvenliği üretim hedeflerinden ayrı düşünmemesi ve çalışan katılımını teşvik etmesi, iş kazalarının önlenmesinde son derece etkili olacaktır” sözlerini ekledi.
“BİLİNÇLİ ÇALIŞAN HAYAT KURTARIR”
Emniyetli bir çalışma ortamı için çalışanların da aktif sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Özdemir, “Güvenli çalışma ortamının oluşturulması sadece işverenlerin değil çalışanların da sorumluluğundadır. Çalışanlar verilen eğitimlere katılmalı, güvenlik talimatlarına uymalı ve kendilerine teslim edilen koruyucu ekipmanları eksiksiz kullanmalıdır. Ayrıca gördükleri tehlikeli durumları yöneticilerine bildirmeleri, ramak kala olayları rapor etmeleri ve çalışma arkadaşlarının güvenliğini tehlikeye atacak davranışlardan kaçınmaları gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki güvenlik zincirinin en güçlü halkası bilinçli çalışandır. Bir çalışanın dikkati hem kendi hayatını hem de ekip arkadaşlarının hayatını koruyabilir” dedi.
“İSG BİLİNCİ TOPLUMA YAYILMALI”
İş kazalarını azaltmak için topyekûn bir toplumsal bilincin şart olduğunu söyleyen Özdemir, “Öncelikle iş sağlığı ve güvenliği bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması gerekmektedir. Üniversiteler, meslek yüksekokulları, kamu kurumları, meslek odaları ve işletmeler ortak eğitim programları düzenleyebilir. Özellikle küçük işletmelerde güvenlik kültürünün güçlendirilmesi büyük önem taşımakta. Bunun yanı sıra saha denetimlerinin artırılması, teknolojik güvenlik sistemlerinin yaygınlaştırılması ve çalışanların süreçlere aktif katılımının sağlanması gerekmektedir. Malatya gibi deprem sonrası büyük bir dönüşüm yaşayan şehirlerde güvenli çalışma kültürünün yerleşmesi hem çalışanların hem de toplumun geleceği açısından önem taşıyor” cümlelerini kullandı.
“İSG BİR İNSANLIK SORUMLULUĞUDUR”
İş sağlığı ve güvenliğinin her şeyden önce insani bir görev olduğunu hatırlatan Özdemir, “İş sağlığı ve güvenliği bir yasal zorunluluktan çok bir insanlık sorumluluğudur. Hiçbir üretim hedefi, hiçbir ekonomik kazanç ve hiçbir iş programı insan hayatından daha değerli değil. Bir iş kazası yaşandıktan sonra duyulan pişmanlığın hiçbir faydası yok; önemli olan kazayı meydana gelmeden önlemek. Özellikle yeniden ayağa kalkmaya çalışan Malatya’da güvenli çalışma kültürünün her işyerinde benimsenmesi gerekmektedir. İşverenlerin, çalışanların, kamu kurumlarının ve eğitim kuruluşlarının ortak çabasıyla iş kazalarının önemli ölçüde azaltılması mümkün. Çünkü alınan her güvenlik önlemi bir çalışanın hayatını korur, bir ailenin geleceğini güvence altına alır ve toplumun refahına katkı sağlar. Unutmayalım ki güvenli iş, mutlu çalışan; mutlu çalışan ise güçlü bir Malatya demektir” diyerek sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN