Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği Haftanın Nabzı programına, gazeteci Güler Hazar Doğan ile Yeni Malatya Gazetesi muhabiri Onay Ozan konuk oldu. Kent genelinde etkili olan sağanak yağışların ardından alt geçitlerin suyla dolması ve ulaşımın aksaması canlı yayında masaya yatırıldı. Deprem sonrası altyapı çalışmalarının yetersizliğine dikkat çekilen programda, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e de tepki gösterilerek belediyenin asıl sorumluluk alanlarına odaklanması gerektiği vurgulandı.
Malatya çok güzel bir yağış aldı. Yağmurun yağmasında hiçbir problem yok. Yağmur demek bereket demektir diyen Sinem Hatun Davut Özellikle su sıkıntısının yaşandığı dünyada yağmur inanılmaz değerde berekettir dedi. Her yağmur yağdığında Malatya'da deniz var. Malatya'da göl oluştu. Malatya denizi diye sosyal medyada görülüyor. Altyapı problemini deprem öncesinde çözülmemişti. Deprem sonrası süreçte de çözülmemiş şeklinde konuştu.
“YOLLAR DENİZ GİBİ OLUYOR”
Geçen yıllarda yine aynı problemleri yaşadıklarının belirten Sinem Hatun Davut, “Geçen yıl mayıs ayıydı. Yine yağmur yağdı. Her yeri böyle su bastı. Altı geçitler suyla doldu. Hatta bazı araç sürücüleri araçlarında mahsur kaldı. Bir taksici boğulmaktan son anda kurtuldu. İnsanlar evlerine gidemedi. Yollar deniz göle döndü. Hatta aracı su alan, boğulma tehlikesi geçiren insanlar oldu. Bakın altyapı probleminin ciddiyetini anlamak için bunları da ifade edelim. Geçen yıldan bu yıla hiçbir şey değişmemiş. Yine iki gün önce bir yağmur yağdı. Yine caddeler, sokaklar suyla doldu, taştı. Malatya'da göl adeta deniz oluştu. Şimdi bu görüntüler Malatya'ya yakışmıyor. Modern şehir, büyüyen, gelişen şehir. Medeniyetin kalbi Malatya diyoruz ama Altyapı konusunda görülen tablo hiç de öyle değil. Ciddi miktardaki yağan yağmurlarda yollar göle dönüyorsa denizi aratmıyorsa bu şehirde ciddi bir altyapı problemi var demektir. Sami Er’e buradan bir duyuru yapalım. Biz altyapıyla ilgili problem görmek istemiyoruz. Deprem sonrası bu problemleri çözmüş olmamız gerekiyor. 100. yıl parkının o ilerideki deniz kitapevi falan var. O bölgedeki kavşak. Her yağmur yağdığında orası resmen göl, deniz gibi oluyor. En basit nokta yeni yerleşim alanı olduğu için örnek veriyorum. Eskilerde eski yerleşim yeri, altyapı böyle yapılmış gibi savunmalar oluyor ya. Bu bölge 100. Yıl parkı civarı. Yeni yerleşim alanı. Daha yeni alanlar ama orada da yollar deniz gibi oluyor. Yağan yağmurda vatandaşın karşıdan karşıya geçmesi mümkün değil. Yani neredeyse o kaldırım görünmüyor sudan eğer biz hala bugün bunu konuşuyorsak Sami Er’in bunu çözmesi gerekiyor. Altyapı sorunu gelmiş geçmiş bütün belediye başkanlarının ayıbı diyelim” ifadelerini kullandı.
“VENEDİK GİBİ BİR MANZARA”
Malatya'daki altyapı sorunu bir türlü bitmediğini dile getiren Onay Ozan, “Ahmet Çakır döneminde yeraltına yatırım yapıldı; Hacı Uğur Polat geldi, onun zamanında da yapıldı. Selahattin Gürkan döneminde ‘Milyarlık yatırım yaptık’ dendi; Sami Başkan geldi, yine yatırımlar yapıldı. Ancak ‘Yer altındaki yatırımlar görünmüyor’ denilse de bizim gördüğümüz tek şey Venedik gibi bir manzara oluyor. Geçen gün alt kavşağı su bastı, arabalar su içinde yüzdü. Anlamadığım husus şu: 2026 Türkiye'sinde ve 2026 Malatya'sında hâlâ altyapı sorununu konuşuyoruz. Büyük bir deprem afeti yaşadık. Yerel yöneticilerin bunu bir fırsata dönüştürüp şehri altyapısıyla ve üst yapısıyla komple yeniden imar etmesi gerekirdi. Ancak bu yapılmadı. Yapılmayınca da işte böyle sel oluyor, binaları ve yolları su basıyor. Almanya'dan gelen bacanağım, oradaki altyapı sistemini anlatıyor: Yağmur yağdıktan hemen sonra yağmurun izini bile bulamazsınız; ayağınıza bir damla çamur bulaşmaz. Oysa Almanya çok daha fazla yağış alan bir yer. Ülkem adına bunları gördükçe ve kıyasladıkça üzülüyorum. Milyarlarca liralık yatırım yapıldığı söyleniyor ama yollar hâlâ deniz gibi, madem şehir planlamacılarınız var, yaşanan afetten sonra bunları baştan düşünmeniz gerekmez miydi? Meteoroloji önümüzdeki 5 gün boyunca yağış gösteriyor; peki siz 5 gün boyunca ne yapacaksınız?” dedi.
“KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETMESİ GEREKİYOR”
Alt yapı sorununun belediyeye bağlı olduğunu dile getiren Güler Hazar Doğan, “Sami Bey her zaman, istikrarlı bir şekilde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, Sayın Murat Kurum’un ve TOKİ’nin yaptığı işleri kendi icraatıymış gibi anlatıyor. Yaklaşık 2,5 senedir bunu sürdürüyor. Neden mi? Çünkü Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla bugüne kadar dişe dokunur bir proje ortaya koyamadı; anlatacak bir icraatı yok. Bu yüzden deprem sonrası süreçte Malatya’ya özel önem veren Sayın Murat Kurum’un ve bakanlığın yatırımlarını kendisi yapmış gibi sunuyor. Geçen hafta katıldığı programda '125 bin bağımsız bölüm teslim ettik' dedi. Belediye olarak tek bir metre alan bile yapmadınız; bu sizin değil, bakanlığın, TOKİ’nin ve Emlak Konut’un hizmetidir. Bunu kendiniz yapmış gibi saatlerce anlatamazsınız. Diğer yandan Sayın Sami Er, 'Altyapı yerin altında olduğu için yaptığımız milyarlarca liralık yatırım görünmüyor' diye şikâyet ediyor. Oysa belediyecilik hizmetlerinde altyapı, en fazla görünen yatırımdır. Yağmur yağdığında caddeler göle dönmüyorsa, alt geçitler kapanmıyorsa, olağanüstü durumlarda sular kesilmiyor ve günlük yaşam aksamıyorsa altyapı işliyor demektir. Ancak son bir ayda çevreyolundaki alt geçitleri dört kez kapatmak zorunda kaldınız. Madem yatırım yapıyorsunuz; hangi adada, hangi parselde, hangi bölgede kanalizasyon veya drenaj çalışması yaptığınızı Malatya kamuoyuna açıklayın. 100. Yıl Parkı gibi yeni yerleşim bölgelerinde bile 10 dakikalık yağmurda insanlar karşıdan karşıya geçemiyor. Buna rağmen Sami Bey, Malatya halkının yapılan hizmetleri takdir etmediğinden ve farkında olmadığından dert yanıyor. Oysa asli görev olan altyapı bile çözülemezken, başka şehirlerdeki belediyeler vizyoner projelerle kentlerinin ufkunu açıyor. Belediye yönetiminin ise kendi asli işine odaklanması ve her yağmurda alt geçitleri musluk gibi açıp kapatmak yerine kalıcı çözümler üretmesi gerekiyor. Malatya halkı ortada gerçek bir icraat görseydi, bunu zaten takdir eder ve hakkını teslim ederdi” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN