Tarihi İpek ve Bakır Yolları’nın buluşma noktasında bulunan Hekimhan, binlerce yıl boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 14. yüzyıla kadar Hititler, Asurlular, Urartular, Medler, Persler, Romalılar ve Bizanslılar’ın egemenliği altında kalan ilçe, Malazgirt Zaferi sonrası Selçuklu topraklarına katıldı. Bu dönemde, ünlü hekim Ebu-l Hasan El Hekim tarafından yaptırılan ve bugün de varlığını koruyan Taşhan, ilçeye adını veren yapı oldu. “Han-ı Hekim” olarak anılan bu tarihi han, ilçeye “Hekimhan” isminin kazandırılmasına vesile oldu.
Osmanlı döneminde de önemini koruyan Hekimhan, özellikle Köprülü Mehmet Paşa döneminde askeri ve ticari bakımdan gelişti. Selçuklulardan kalan Han’ın onarıldığı ve Köprülü Mehmet Paşa Camii’nin inşa edildiği bu dönem, ilçenin Osmanlı arşivlerinde sıkça anıldığı yıllar oldu.
1 Temmuz 1921 tarihinde ilçe statüsü kazanan Hekimhan, o dönemde Diyarbakır Vilayeti, Malatya Sancağı’na bağlı Akçadağ Nahiyesi’nin bir köyüydü. TBMM’nin 1. Dönem 39. İçtimasında alınan kararla, Hasançelebi ve Gelengeç bucaklarının birleştirilmesiyle ilçe merkezi Hekimhan Kasabası olarak belirlendi.
COĞRAFİ VE İKLİM YAPISI
Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat havzasında yer alan Hekimhan, doğuda Arguvan, batıda Kuluncak ve Darende, güneyde Yazıhan, kuzeyde ise Sivas’ın Kangal ilçesiyle çevrili. Dağlık ve engebeli bir yapıya sahip olan ilçenin en yüksek noktası, 2680 metre ile Yamadağı. İlçe merkezi ise 1040 metre rakımda bulunuyor.
Bölgede karasal iklim hakim. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise kar yağışlı ve soğuk geçen ilçede, doğal bitki örtüsünü bozuk meşe ormanları, ardıç ve alıç ağaçları oluşturuyor. Bugün tarihi mirası, doğası ve stratejik konumuyla Malatya’nın kültürel belleği olmayı sürdüren Hekimhan, geçmişten günümüze taşıdığı değerlerle dikkat çekmeye devam ediyor.
Muhabir: HÜSEYİN KOCAMAN