Gültekin: Önemli olan iyi insan olmak

Erenler Cemevi Başkanı ve Yol Erkan Dedesi Aydın Gültekin, Muharrem ayının birlik, adalet ve paylaşma anlayışını hatırlatan önemli bir manevi dönem olduğunu belirterek, ibadetin özünün iyi insan olmak, kul hakkından kaçınmak ve toplumsal barışı güçlendirmek olduğunu vurguladı. Erenler Cemevi'nde yürütülen faaliyetler ile Muharrem ayının anlamı, Aşure ve Aşura’ ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gültekin, tüm vatandaşları yarın gerçekleştirilecek olan Aşura Lokması'na davet etti.

GÜNCEL - 03-07-2026 11:55

Muharrem ayının anlamı, Aşure ve Aşura’ ya dair merak edilenler hakkında Erenler Cemevi Başkanı ve Yol Erkan Dedesi Aydın Gültekin önemli açıklamalarda bulundu.

Öncelikle Erenler Cemevinde yürütülen faaliyetlere yönelik konuşan Erenler Cemevi Başkanı ve Yol Erkan Dedesi Aydın Gültekin,

“Erenler Cemevi 8,5 yıldır faaliyette. Hizmetlerimiz oldukça geniş. Saz kursu, semah kursu, Kur'an kursu veriyoruz. Her perşembe cemler yürütüyoruz. Toplumsal barış sağlamaya çalışıyoruz. Bir sorun varsa, bir sıkıntı varsa onları sulh etmeye çalışıyoruz. Yine burada ayda bir lokmalar yapıyoruz. Yılda bir hem Umre'ye hem Kerbela'ya gidiyoruz. Elimizden geldiği kadar hizmet etmeye çalışıyoruz. 386 üyemiz var, toplam.  Kadın kollarımız, gençlik kollarımız var. Sürekli de açık tutmaya çalışıyoruz. İnsanları davet ediyoruz, gelsinler bir kahvemizi içsinler. Hazreti Ali der ya ‘Kişi bilmediğin şeyin düşmanıdır.’ Biz hepimiz aynı dili konuşuyoruz. Hepimiz Allah'ın kuluyuz. Resulullah'ın ümmetiyiz. Hayat kitabı olan Kur'an'ın yolundayız. Ehli beytin yolundayız. Biz birbirimizi seversek, sayarsak, iç içe yaşamayı bilirsek, ötekileştirmeden, ayrıştırmadan yaşamayı bilirsek topraklarımız daha güçlenir, bayrağımız daha özgür dalgalanır. Çocuklarımıza, gençlerimize daha güzel o mirası bırakırız. İslam bir bütündür.  Bu farklılıklarımız da zenginliklerimizdir. İslam'ın dallarıyız. Bütün yollar Rabbimize çıkar. Yeter ki birbirimizi severek, sayarak, barış, hoşgörü içinde yaşamayı bildikten sonra kişi istediği gibi ibadetini yapar. Yeryüzü mescittir. Camilerde bizim, cem evleri de bizim. Yeter ki başımızı yastığa koyduğumuzda vicdanımız rahat olsun. Yeter ki biz bir barış, hoşgörü içinde yaşayabilelim bizden istenilen bu. Eğer bizim üzerimizde kul hakkı, komşu hakkı varsa, ana baba hakkı varsa efendim biz haksızlığa, zulüme eğer ki boyun eğmişsek biz camiye gitsek ne fayda, cemevine gitsek ne fayda, Alevi olsak ne olacak, Sünni olsak ne olacak? O yüzden iyi bir insan olmak, insan-ı kamil olabilmek, kırmadan, dökmeden, incitmeden iç içe yaşamayı bilmek önemli. Önce asıl dava iyi bir insan olmak, insan-ı kamil olmak. Yine burada kapalı alanımız 300 kişiliktir. Mevlütlerde, yemeklerde, toplantılarda, seminerlerde canlarımız istifade ederler. Kapımız herkese açıktır. Kendi yerleri gibi kullanabilirler. Onun yanı sıra kapımız, gönlümüz, soframız açık. Sohbetlere, muhabbetlere de bekleriz.  Malumunuz ibadetteki amaç arınmaktır. Terbiye olmaktır. Olgunlaşmak ve kamilleşmektir.  Bu konuda net ayetler de var. Hatta Fecr Suresi olsa gerek buyurur ki ‘Ey can, Ey nefis hem razı et hem de razı edilmiş olarak Rabbine sevgiyle dön.’ Bir başka ayette de Rabbimiz buyurur ki ‘kul kuldan razı olursa ben de kulumdan razı olurum’ diye buyurur. Hatta iki cihan serveri Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Peygamber Efendimizin dönemindeki mescitlerde de şu şekilde bilhassa cuma günleri Resulullah sahabeleri yarım hilal şeklinde alır. Kadın erkek çocuklar hep bir araya gelir. Bu sahih kaynaklarda da geçer aynı zamanda Resulullah sahabeleri içeri almadan evvel buyururdu ki aranızda dargın, kırgın, küskün, kul hakkı, komşu hakkı olanlar ya barıştırılır sulh edilir ya rızalık verilirdi. Eğer üzerine böyle bir hak varsa mescide alınmazdı. Hatta Resulullah buyururdu ki ‘Siz üzerinizde böyle bir hak varsa kul hakkı, komşu hakkı, ana baba hakkı olup da işte yüz kızartıcı suç işleyenler salata yani ibadete durmazdı. Eğer siz bu şekil üzerinizde hak var Hakk'ın huzuruna durursanız salata durursanız secde, kıyam, kıraat ve rükûye gelmişseniz siz hak için değil seyir için ibadetinizi yapmış olursunuz’ diye onlar uzaklaştırılırdı. Onlarda bir belirginlik vardı. İşte bunlarda kul hakkı var, komşu hakkı var diye onlar toplumdan men edilirdi. Onlar kız almaz, kız vermez, topluma cemiyete konmaz efendim düğünü, bayramı, acısı, kederi, sevinci paylaşılmazdı. Yani cezalandırılırdı ki bir başkası da o hatayı yapmasın diye. Hatta daha ötesi Maun Suresi lanetliyor onları ‘Vay onların haline’ diyor. Yani hak için değil gösteriş için o ibadeti yapanlara Maun Suresi'nde Cenab-ı Hak ayeti kerimede lanetliyor. İşte efendim tabii ki ibadetteki amaç olgunlaşmak, kamilleşmek, insani kamil olup Allah'ın ve kanunların men ettiği şeylerden uzak durmak, terbiye olmaktır. Bizi kötülüklerden ve fenalıklardan alıkoymaktır, ibadette yani güzel ahlak salih ameller işlemektir. Bütün amaç budur yani terbiye olup olgunlaşmaktır. Eğer ki biz bunu yaparsak ibadetin hak katında kabul olduğunu inanırız. Eğer o haklara sahip değil ibadete durursak o ibadet gösteriş için hak için değil seyir için olduğunu biliriz. Ondan dolayıdır ki tüm ibadetler inşallah hak için ola seyir için olmaya Rabbim cümlemizden razı ola. Tutulan oruçlar yapılan lokmalar, secdeler, kıyamlar, kıraatlar, kılınan namazlar inşallah Rabbimin dergahında kabul makbul ola inşallah”

ifadelerine yer ver verdi.

ÖNEMLİ OLAN HAZRETİ HÜSEYİN'İN DURUŞUNU SAĞLAMAK, HAKTAN YANA OLMAK

Muharrem Ayının önemi içinde konuşan Aydın Gültekin,

“Muharrem ayı yasak aylardan biridir. Şöyle ki iki cihan serveri alemlere rahmet olarak gönderilen Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam bu ayda gözyaşına boğulmuştur ve buyurmuştur ki Ümmü Selem annemize ‘Bugün odaya kimseyi alma, misafirim gelecek’ diye buyurmuştur. Gelen misafiri kimdi? Cebrail Aleyhisselam'dı. Cebrail Aleyhisselam'la Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam sohbet esnasında Hazreti Hüseyin Efendimiz henüz üç 3 yaşlarındayken Ümmü Seleme annemizin elinden sıyrılır. Hazreti Muhammed Mustafa'yla Cebrail Aleyhisselam'ın sohbet ettiği odaya girer. Çocuk misali Resulullah'ın mübarek sakallarını karıştırır, mübarek sırtına çıkar, mübarek omzuna çıkar. Cebrail Aleyhisselam, ‘Allah'ın Resulü bu kim?’ diye sorduğunda Resulullah buyurur ki ‘Ciğer parem Hüseyin’dir. Kızım Fatıma'dan olan Hüseyin’dir.’ Cebrail Aleyhisselam tekrar sorar ki: ‘Allah'ın Resulü sen Hüseyin'i çok mu seversin?’ Resulullah buyurur ki: ‘Ya Cebrail, Hüseyin bendendir, ben Hüseyin'denim. Hüseyin'i inciten beni, beni inciten Allah'ı incitmiş olur. Hasan ile Hüseyin cennette kokladığım iki reyhan dallarımdır.’ diye buyurur ve daha sonra Cebrail Aleyhisselam Hazreti Muhammed Mustafa'nın mübarek avucuna toprak indirir. Der ki: ‘Bu toprak Kerbela'nın Ninova yakınlarının toprağıdır. Bu toprağı muhafaza edin. Ne zaman kızıl kan olursa senin bu ciğer paren zalim ümmetin tarafından hunharca katledilecektir’ ve Resulullah gözyaşlarına boğulur. Aralarında geçen hadiseyi Hz. Hüseyin'in babası Hz. Ali'ye anlatır. Hz. Ali Efendimiz Fatımatül Zehra annemizi anlatır. Fatımatül Zehra annemiz de üzgün bir şekilde saçını başını yolarak gelir babasına der ki: ‘Ya atam, ya Allah'ın Resulü, Selim bu zalim ümmetin kim? Hüseyin'in suçu nedir? Hüseyin'imize niye kıyacaklar? Bilmezler mi ki o Resulullah'ın öpmeye kıyamadığı ciğer paresi olduğunu. Bilmezler mi ki kızı Fatıma'dan olan bir parçasıdır. Sonra o gün sen olacak mısın? Babası Ali olacak mı? Anası Fatımatül Zehra olarak ben olacak mıyım?’ diye sorduğunda Resulullah buyurdu ki ‘Kızım Fatıma o gün ben olmayacağım.’ Hatta babasının annesi diye hitap edermiş Resulullah kızı Fatımatül Zehra annemize. ‘Kızım Fatıma o gün ben olmayacağım. Babası Ali de olmayacak. Anası Fatıma olarak sen de olmayacaksın. Zalim ümmetim böyle yaptıysa has ümmetim de kıyamete kadar Hüseyin'in yasını tutacak, matemini tutacak, gözyaşı döküp orucunu tutup Hüseyin'in duruş sergileyip hakkı, adaleti, eşitliği, insanlığı ayakta tutarak kıyamete kadar zalimin değil mazlumun safında olduğunu gösterecektir’ diye buyurur. Daha sonra Fatma Anamız bir nebze rahatlar. Biraz teselli bulur ve ondan dolayıdır ki bugün 1346 yıl geçmesine rağmen yasını tutuyorsak, matemini tutuyorsak, gözyaşı dökülüyorsak, orucunu tutuyorsak nedir? Biraz birer Hüseyniyiz. Yani mazlumun yanındayız, adaletin yanındayız, hakkaniyetin yanındayız o anlamı ifade eder ve bu nasiplenme olayıdır. Bu Kerbela Olayı mezhepsel üstü bir olaydır. Hakla batının ayrışma olayıdır. Zalimle mazlumun ayrışma olayıdır. Burada önemli olan, Hazreti Hüseyin'in duruşunu sağlamak, haktan, adaletten, eşitlikten yana olup da, yaslı matem aylarında tatlı, etli, sütlü yememek, çok şatafatlı, gösterişli bir hayatımız olmaması gerekir ve dünyanın eğlencelerinden, keyiflerinden uzak durmamız gerekiyor. Çünkü bu bir matem ve yas olduğu için Hazreti Hüseyin'in davasını anlamak için, safında durmak için, onun yanında yer almak için o günü yas olarak geçiririz o ayı.  Çok şatafatlı, gösterişli bir hayatımız olmaz. Sade bir yaşantımız olur. Çok böyle rengarenk giyilmez. Dünyanın renklerinden ve zevklerinden uzak durarak masum ve yas ayını o şekilde idrak ederiz”

şeklinde konuştu.

AŞURE VE AŞURA

Aşure lokması hakkında da önemli değerlendirmeler yapan Aydın Gültekin,

“inancımızda çok büyük yeri vardır. Bir Aşure vardır, bir de Aşura vardır. Aşure dünyanın ilk tatlısıdır. Hatta Nuh'un gemisi sağ salim karaya vardığında Hazreti Nuh, işte gemide ne varsa yapmış olduğu ilk tatlıdan oluşan 12 çeşitten. Bir de Aşura vardır ki bu da yas ve matem anlamındadır. Bu da oruç tuttuktan sonra yapılır. Bu da kurtuluş lokmasıdır. Yani Kerbela'da bir tek Hazreti Hüseyin Efendimizin oğlu İmam Zeynel Abidin sağ kurtulduğundan dolayı ve imamların, seyitlerin evladı Resulullah'ın soyu ondan devam ettiği için oruçtan sonra şükür lokması, birlik lokması yapar. Bunu aşure olarak da yaparız. İşte Hak aşkına kurbanlar kesip etli pilav dediğimiz lokma olarak da yaparız. Bunun adı şükür lokmasıdır. İmam Zeynel Abidin sağ kurtulup da Resulullah'ın soyu devam ettiğinden dolayı hamdederiz. Şükür kurban olarak idrak ederiz. Fakat Muharrem ayı içerisinde aşurenin yapılmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü eğer aşure yapmış olsak Muharrem ayı içinde o tatlıya girer. Yas değil bir kutlama gibi olmuş olur.  Bir de bu aylarda biliyoruz ki günahlardan arınma işte tövbelerin kabul olacağı aydır. Hazreti Adem'in tövbesinin kabul olduğu bir aydır. Hazreti Yunus'un balığın sırtından kurtulduğu bir aydır. Hazreti Yusuf'un kuyudan sağ salim çıktığı aydır. Hazreti Nuh'un gemisinin sağ salim karaya vurulduğu bir aydır. Yasak ve savaş aylarındandır. Kıymetini bilmek lazım. İstifade etmek lazım. Yası, matemi yaşamak lazım. Hazreti Hüseyin aşkına oruçlar tutmak lazım Kerbela şehitlerine. Tabii bunu derken Cenabı Hakk'ın orucun bize farz kıldığı ayet.  Bakara Suresi 183, 184 ve 185. ayettir. Cenabı Hak buyurur ki, ‘Ey iman edenler, oruç sizden evvelkilerine farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır. Umulur ki korunasınız" diye buyurmuştur. Bu ayet geldiğinde Resulullah 54 yaşındaydı. Malumunuz bu ayet Mekke'de değil, Medine'de zuhur etti ve Resulullah’ın 54 yaşına kadar tutmuş olduğu bir oruç vardı. O da Muharrem ayıydı. Tabii ki Ramazan farzdır. Ramazan'da da tutmuştur. Fakat Resulullah Muharrem ayında da oruç tutmuştur ve tüm peygamberler, nebiler, veliler, tüm ulemalar da bu orucu tutmuştur. Yine Ramazan ayının yanı sıra Muharrem ayı, Hızır ayımız, oruçlarımız, adak oruçlarımız vardır, kurbanlarımız vardır. Allah rızası için her ne yapılmışsa tutulan oruçlar, çekilen çileler, yaslar matemler, namazlar, secdeler, kıyamlar, kıratlar, rükûler, dökülen gözyaşları, yalvaran gönüller bunların tamamı hepsi Allah rızası içindir. İnşallah hepsi de yerini bulur. Rabb'im inşallah dergahına kabul makbul eylesin inşallah”

diye konuştu.

AŞURA LOKMASINA DAVET

Aydın Gültekin son olarak bugün yapılacak olan Aşura Lokması’na herkesi davet ederek şöyle konuştu:

“Bu vesileyle de canları davet etmiş olayım, cumartesi günü 7. ayın 4'ünde yani yarın saat: 12.00 ile 13.00 arası Aşure ve Birlik Lokmamız vardır.”

HANİFE SARI

 

 

Günün Diğer Haberleri