Geçmişin ihtişamı ile bugünün ihmali, Derme İlkokulu Kapısı’nda aynı karede buluştu. Bir dönem şehrin önemli bir eğitim merkezi olan Derme İlkokulu’ndan geriye kalan kapı, şimdi estetikten uzak görüntüsüyle vatandaşların tepkisini çekiyor.
Taş kemerindeki ince detaylar ve oyma işçiliği, bu kapının bir zamanlar ne kadar prestijli bir yapıya açıldığının sessiz tanığı. Üzerindeki sarı levhada yer alan bilgilere göre: Yapı, üzerinde bir kitabe bulunmamasına rağmen Son Osmanlı Dönemi eseri olarak tescillenmiş durumda. Asıl bina 1907 yılında yapılmış ancak zamanla yıkılmış. Şu an ayakta kalan bu görkemli kapı, bir zamanlar bölgenin eğitim kalbi olan Derme İlkokulu'na aitti.
KAPININ ÖNÜ TERK EDİLMİŞ BİR DÜKKÂNIN GİRİŞİNİ ANDIRIYOR
Ancak bugün bu tarihi kapı, koruma altına alınmış bir kültür varlığından ziyade, kaderine terk edilmiş bir dükkânın girişini andırıyor. Kapının iç kısmına gerilen beyaz naylon branda, hemen yanına atılan pembe peluş sandalye ve içeride tüten sobanın borusu, 120 yıllık mirasın üzerine çöken estetik kirliliğini gözler önüne seriyor. En kötüsü ise taş duvarın sağ tarafında çakılı duran, ancak kapının mevcut halinden oldukça uzak bir kurumsallığı temsil eden küçük “Derme İlkokulu” tabelası.
VATANDAŞLAR TARİHİ KAPININ AKIBETİNİ MERAK EDİYOR
Vatandaşlar ise tarihe tanıklık eden bu kapının akıbetinin ne olacağını merak ediyor. Vatandaşlar bu yapının sadece taş ve harçtan ibaret olmadığını bir dönemin eğitim anlayışının ve mimari zarafetinin son kalelerinden birisi olduğunu belirterek, tarihin bu kapısının bir an önce koruma altına alınmasını istiyorlar.
HÜSEYİN KOCAMAN