Gani Rüzgar Şavata’dan sitem dolu sözler

Hafta bir defa BUSABAH TV’de yayınlanan Gündem Malatya programına telefonla bağlanan Sinema Yönetmeni ve oyuncu Gani Rüzgar Şavata’dan Malatya’ya dikkat çeken bir sitem geldi. Deprem filmini kimseden bir kuruş almadan, kendi imkânlarıyla hayata geçirdiğini belirten Şavata, kentte gizli çalıştığını ifade ederek, “Malatya bana hep tepeden baktı, varsın tepeden baksınlar, ben halkıma alttan bakıyorum” dedi. Şavata’nın Malatya’yı “Türkiye’nin balans ayarı” olarak nitelendirmesi ve kentin kendi değerlerine sahip çıkması çağrısı yapması öne çıktı.

GÜNCEL - 15-10-2026 16:04

Gazeteci Nejdet Akboğa’nın moderatörlüğünü yaptığı Gündem Malatya programına, Malatya Olay Haber İmtiyaz Sahibi Ali Aladağ, Malatya Flaş Haber İmtiyaz Sahibi Remzi Hayta ve BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu’nun konuk olduğu programa telefonla bağlanan Malatyalı ünlü yönetmen Gani Rüzgar Şavata, çarpıcı açıklamalarda bulundu. 6 Şubat depremlerini konu alan yeni sinema filmini tamamladığını duyuran Şavata, projeye destek vermek yerine engel olduğunu belirttiği kültür bakanlığının ve dizi sektörü hakkında sert eleştirilerde bulundu.

Gazeteci Nejdet Akboğa, deprem felaketinin ardından sinema ve sanat camiasının derin bir sessizliğe büründüğünü belirterek, sektör temsilcilerinin âdeta enkaz altında kalırcasına ses çıkarmadıklarını dile getirdi.

“KENDİ MEDYAMIZA SAHİP ÇIKALIM”

Sanat ve sinema sektörü, zor olanı seçmek yerine kolaycılığa kaçıyor diyen akboğa, “Dizi sektörü, tek bir odanın içinde çekilen yapımlarla Kültür Bakanlığı ve TRT kaynaklarından faydalanıyor; ancak büyük emek, masraf ve alın teri gerektiren projelere yanaşmıyor. Buna karşın hemşehrimiz, kıymetli oyuncu ve yönetmenimiz Gani Rüzgar Şavata, tüm imkânsızlıklara rağmen 'Kimse yoksa ben varım' diyerek kelle koltukta bir deprem filmi yaptı. Gani Rüzgar Şavata bu projeyi dağlarda, bayırlarda, karda ve kışta, yaşanmış gerçek hikâyelerden yola çıkarak büyük bir emekle tamamladı. Ancak üzülerek söylüyorum ki Malatya protokolü ve yerel medya kendi öz evladına sahip çıkamadı. Dışarıdan getirilen organizasyonlara ve konserlere çuval dolusu paralar aktarılırken, kendi değerlerimiz görmezden gelindi. Bu film tamamen deprem gerçeğini anlatan, hiçbir ticari ya da siyasi kaygısı olmayan, ahlaksızlık içermeyen gurur verici bir çalışmadır. Elin yabancı filmleri geldiğinde okulları boşaltıp öğrencileri sinemalara götürenler, bu toprağın acısını anlatan öz yapımlara da sahip çıkmalıdır. Artık kendi değerlerimize, kendi medyamıza sahip çıkalım” dedi.

“BİR KURUŞ İSTEMEDEN ÇEKTİM”

Halkın söyleyemediğini söylemeye, yapamadığını yapmaya çalışan bir sanatçı olduğunu belirten yönetmen Gani Rüzgar Şavata, “Bizler halkın sanatçıları ve aynasıyız; insanlar aynaya baktığı zaman yanlışlarını ve eksilerini görür. Bu depremde sadece 11 şehir değil, bütün Türkiye yıkıldı; sadece 50–60 bin değil, açıklanamayan 150 bin, 200 bin ölü vardı. İstesem ekranı kirleten, toplumu yıkıma götüren, uyuşturucuyu ve fuhşu körükleyen pembe dizilerde hem oynar hem yönetirim ama ben kabul edemem; Urfa’yı, Mardin’i, Adana’yı kirletemem. Kimseden bir kuruş istemeden, kendi gücümle 11 şehirde çalışarak bu deprem filmini çektim. Malatya’da bile gizli çalıştım; çünkü Malatya bana hep tepeden baktı, varsın tepeden baksınlar, ben halkıma alttan bakıyorum. Oysa bir ülkede sanatçıya ve sporcuya değer verilmiyorsa o ülkede barış, huzur ve refah yoktur. Çektiğim bu filmi Adana ve Antalya festivallerine belgesel niteliği taşımasına rağmen koymadılar bile; fakat dünya pazarında Berlin, Fransa ve İngiltere filme sahip çıktı. Biz 6 Şubat’ta Türkiye’de 700 salonda, dünyada ise 16 ülkede aynı anda vizyona gireceğiz. Sayın Kültür Bakanı çıkmış, 'Dizilerimiz sayesinde 1 milyar insan Türkçe öğrendi' diye övünüyor. Hangi dizilerden bahsediyor Sayın Bakan, Bizi yıkan, ahlakımızı bozan bu dizilerle övünürken ne tarih, ne kültür, ne de inanç bıraktık! Kültür Bakanı aslında bir turizmcidir; kültürle ne alakası var, gitsin turizme baksın, bunu yüzüne söylediğimde bana sadece güldü geçti. Kimseden para pul istediğim yok, bu film hepimizin ortak yarası ve kangrenidir. Malatya Türkiye'nin balans ayarıdır; illa ölmemizi mi bekleyecekler adımızı bir caddeye vermek için, kendi öz evlatlarınıza ve değerlerinize sahip çıkın!” ifadelerini kullandı.

“SİNEMAYLA NEŞTER VURMAK BÜYÜK BİR EKSİKLİK”

Türkiye'de ne yazık ki ciddi bir açık var; Avrupa'ya baktığımızda her büyük olayın senaryosu yazıldığını söyleyen Umut Bozkurtoğlu, “Türkiye'de toplumsal olaylara ve afetlere sinemayla neşter vurmak büyük bir eksiklikti, bu yüzden hemşehrimiz Gani Rüzgar Şavata’yı tebrik ediyorum. Gani Bey’in en büyük talihsizliği zamanında Savaş Ay’ın 'A Takımı' programında yaşadığı olay oldu. O dönem bölgesel meseleleri ve Kürt sorununu dile getirince tepki gördü, hatta programdan çıkarıldı. Yeteneğinin önü açılsaydı bugün Türkiye’nin en önemli yönetmenlerinden biri olabilirdi ama sanatla ideolojiyi biraz karıştırdı. Ancak bu proje tamamen bir sosyal projedir ve afet gerçeğini anlatmaktadır. Kültür Bakanlığı 'belgesel yapıyorum' diyenlere, popçulara, Kültür Yolu Festivallerine milyonlarca para harcarken; depremi anlatan böylesine yüksek maliyetli ve önemli bir senaryoya destek vermedi. Bakanlık veya İçişleri Bakanlığı bu tür projelere sahip çıkmalıydı; ne yazık ki burada da tamamen ideolojik yaklaşıldı” şeklinde konuştu.

“ŞAVATA’YA DA DESTEK VERİLMELİYDİ”

Malatya’nın kendi öz evlatlarına ve değerlerine yeterince sahip çıkamadığını vurgulayan Ali Aladağ, “Kul bilmezse Rab bilir; sen bu şehir için çalışıyorsun, senin gibi çalışan insanlara ne mutlu! Ne yazık ki Malatyalı kendi evladına zor sahip çıkıyor, ama dışarıdan gelenleri el üstünde tutuyoruz. Yıllardır Özal’ın yanında kaldık fakat Özal’ı anlatmak için Ankara’dan, İstanbul’dan adam getirdiler; buradaki değerlerimizi gören olmadı. Depremi konu alan bir film yapıldı, bir sürü destek aldılar; Gani Şavata’ya da bu destek verilmeliydi. Yüzyılda bir yaşanan bu felaketi anlatan bu film son derece önemlidir ve umarım hak ettiği desteği görür. Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı birbirinden yeniden ayrılmalıdır; çünkü kültürümüze büyük önem verilmeli. Biz kültürümüzle varız ve turizm ile kültür aslında birbirine zıttır. Kültür Bakanlığı müstakil hale getirilip, sadece yöresel değil Türkiye'nin acı gerçeğini anlatan bu tür projeler desteklenmelidir” diyerek sözlerini tamamladı. (Haber Merkezi)

Günün Diğer Haberleri