2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) sonuçları, 22 Temmuz 2026 tarihinde açıklanacak. Sonuçların açıklamasından sonra öğrencileri bekleyen tercih süreci ve daha fazlasını Rehberlik Ve Eğitim Uzmanı Tolga Özcan, gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programında ele aldı.
Konuyla ilgili öğrencilerin tercih sırasında dikkat etmesi gerekenler için Tolga Özcan yaptığı açıklamada
“Sınav sonucu hiçbir zaman çocuğun yani karakterini, değerini, kişiliğini belli etmez. Sınav sonucu sadece çocuğun o sene vermiş olduğu emeğin karşılığını alır. Ama şu var biz sınava çok anlam yüklüyoruz ama maalesef ki sistem bize onu yükletiyor. Yani anne baba da tabii yüklemek zorunda kalıyor. Çocukların şu anda en çok korktuklarını söyleyeyim ‘O gün biz ne yapacağız? Hepsi pusuda yatıyor, bekliyor’ diyor. Bizim ailelerimiz üniversite okuduğu zaman ‘hemen işi hazır oldu, bitti’, değil ya. İşte orada bir rahat bırakalım çocukları. Çocuklar bir yaşasın. Bir kere o sınav sonuçları açıklandığı zaman bir korkuyla yüzleşsinler. Önce kendilerini bir sorguya çeksinler. Ben niye başarısız oldum diye. Önemli olan onun sonuçlarından yola çıkarak hatalarından ders alması. O sınav oldu sonuç açıklandı. Tamam biz bundan sonra ne yapabiliriz? Önümüzde ne var? Bir tercih yapabilirim ama bilinçli bir tercih. Şimdi burada da söyleyeyim. Öğrenci tercih yaptı. İstemediği bölüme yerleşti. Kayıt bile yapmazsa OBP puanı gelecek sene yüzde 50 düşer. Tabii dikkat edecekler. Kayıt yapmasa bile düşüyor. Yerleştiği dakika gitmediği zaman puan düşer. Adaylarımız ona dikkat etsin. Aday tercih yaptı. Diyor ki ‘Ben kayıt yaptırmadım yine düşer mi? Yerleştirdiğiniz dakikada puanınız yarıya düşer. 24 hak var tercihte. Her tercihe gidecekmişsin gibi yazacaksın. Tercih ne demek? Seçmek demektir. Seçmek ne demek? Birini diğerinden ayırt etmek demektir. Ölü tercih bunların hepsi bilgi kirliliği. Ölü tercih nedir? Ölü tercih senin sıralaman 150 bindir. İlk beş tercih hayali tercih yaptın. Ne yaptın? Örnek vereyim 30 binden başladın. Tamam yap. Zaten ilk 2- 3- 4 tercih hayali tercihtir. 30- 35 -40 bin yaptın yerleşemedin. Tamam bırak şimdi sen 40 bin den sonra tekrar 10 bine düşme. Tamam bu ölü tercih. ÖSYM yerleştirdiği dakika aşağıya bakmıyor. Lütfen tercihleriniz geniş olsun. Biliyorsunuz YÖK her sene kontenjan düşürüyor. Bu şu demek oluyor eğer kontenjan düşerse oranın fiyatı artar. Tabii bu arz talep meselesi yükselecek yani. Bu da sıralamaların artmasına neden olacak. Geçen sene biz bunu gördük. Tıp 30 binden 25 bine kapattı. Bak 5 bin attı geçen sene hocam. Geçen sene inanın o kadar açıkta kalan adaylar vardı ki ben çok üzüldüm. Lütfen burada tercihlerini öğrenciler bir uzmandan yardım alarak yapsın. Gerçekten bu vebaldir. Arkadaşlar lütfen KYK araştırın. Yurt var mı? Diye bakın ona göre tercih edin. ÖSYM'nin kılavuzunda, tercih kılavuzunda bir bölüm var. Özel şart diye. Nedir bu özel şart? Hiç bakıyor muyuz? Çocuk ‘ben bilmiyordum’ diyor. Diyor ki çocuk yazmış özel şart ‘zorunlu bir yıl eğitim var’ diyor, İngilizce eğitimi. Çocuk bunu bilmiyor ama, buna dikkat etmek gerek. Bu nedenle yerleşen ancak özel şarta uymadığı için gidemeyenler var. Meslek hayatımızda oldu bu. Aday tercih yapmış. Renk körü geçemiyor ve gelecek yıl puanı düşüyor, buna dikkat etmek lazım. Diğer bir husus herkes tutturmuş bir lisans eğitimi. Burada mesleklerini iyi araştırsınlar bakın lisans okuyup açıkta kalan ama ön lisans okuyup işe giren o kadar aday var, burada araştırma yapsınlar. Tercihlerde bu bana kesin gelir diye bir şey yok. Lütfen tercihlerimiz geniş olsun. Geniş aralıklarla yapılsın. Yani şundan dolayı söylüyorum. Bir adayın sıralaması en az bir yüzde 50'si kadar inilmesi lazım. Yani bir aday diyelim 100 bindeyse 200 bine inilmesi lazım ki aday boşta kalmasın. Tercih yapıp bir yer gelmezse puan düşmüyor. Gelirse gitmezsen puan düşüyor. Mesela tek tercih yapıyorlar. Büyük bir risk. Ben bu sene biraz yine yığılma olacağını düşünüyorum. Çünkü yığılma olduğu zaman sıralamalarda oynama oluyor. Yani şundan dolayı oynama oluyor. Herkes yapınca sabit kalıyor. Mesela biz bunu 2023'te gördük, 22'de gördük. Yani herkes yapınca aday sıralama atıyor. Ondan dolayı bu sene de biraz yığılma olacak gibi ben öngörüyorum, istişarede yaptım arkadaşlarla. Ben yine bu sene TYT'nin seçici olacağını düşünüyorum. Çünkü TYT'de ‘zaman yetmedi’ dediler”
ifadelerine yer verdi.
“ÖSYM, GÜNDEMİ TAKİP ET, GÜNCEL OL DİYOR”
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline ilişkin de önemli noktalara temas eden Tolga Özcan,
“En çok beğendiğim az konu. Yani artık öğrenci neyle muhatap olduğunu biliyor. Az ve öz konu. Tek başlık tek konu, o çok hoşuma gitti. Ama branş öğretmenlerinde şöyle bir yakınmaları var. Soru tarzları biraz değiştiği için zorlanıyorlar. Yani öğrenciler de zorlanıyor, branş öğretmeni de zorlanıyor. Keşke biraz temel eğitimini yapıp ondan sonra yapsaydık ama maalesef ki işte biz hemen onu hayata geçirdik. Hocalarımız evet zorlanıyor. Ama dediğim gibi orada yapacakları adaylarımızın kesinlikle daha çok marif modelli bağlam temelli çalışma okuduğunu anlama anladığını yorumlama tarzı çalışırlarsa özellikle günümüz döneminin makalelerini okursa, günümüz dönemini takip ederse gazete bile okuyan öğrenci yapıyor artık. Artık ÖSYM onu istiyor. Yani diyor ki gündemi takip et, güncel ol. Çok güzel bir şey. Okumak, araştırmak, gündemi takip etmek, işte ülkemizde ne oluyor, dünyada ne oluyor, bunları merak etmek, bunlar çok önemli aslında. Öğrenme psikolojisinde transfer vardır. Nedir transfer? Konular arasında öğrenme sürecini kolaylaştırma. İşte bir konu diğer konuyu öğretir. Bağlantı kurma bağlantı kurma işte adaylarımız transfer şeklinde çalışsın. Mesela fiziği çalışırken ama konularını kimyayla uyarlasın. İşte kimyayla çalışırken günümüz dönemindeki fen konularına işte TYT fen konularına uyarlasın. Artık ÖSYM bu tarz istiyor”
şeklinde konuştu.
“ÇOCUKLAR YARIŞ ATI DEĞİL”
Tercih noktasında ailelere seslenen Berkman Dulcan ise,
“Okuyacağız, düşüneceğiz ve cevap vereceğiz. Ama bunları hızlı bir şekilde yapacağız ki yüzlerce kişinin önüne geçelim. Bunun da etkin çalışma yöntemi ya bol soru çözeceğiz ya bol okuyacağız. Ben ailelere özellikle bir mesaj vermek istiyorum. Lütfen çocuklarımızı kendi istedikleri bölüme yoğunlaştıralım. Kendi istediğimiz bölümlere değil. Çünkü çocuklar sizin aynanız değil. Sizin geçmişte yaptığınız hataları veya sizin geçmişte yapamadıklarınızı çocuklar sizlerin üzerinden yapmak zorunda değil. Çocuklar sizin aynanız değil. Çocuklar farklı bir birey. Her bireyin de özgürlük hakkı var ve bu bireyler kendilerini tanımaya, kendilerini tanırken de hangi bölümü nasıl tercih edeceklerse o şekilde tercih etmeleri gerekiyor diye düşünüyorum. Buradan ailelere özellikle çok iş düşüyor. Çocuklarınız veya çocuklarımız yarış atı değil. Çocuklarımıza lütfen ama lütfen insan gibi muamele yapalım. Sıkıştırmayalım. Günde 8 saat, 10 saat, 12 saat çalışacaksın değil, etkin çalışacaksın. Bilerek çalışacaksın. Ama çalışırken tiyatronu, sinemanı kitap okumanı unutmayacaksın. Kendine de vakit ayıracaksın. Çocukları lütfen boşluğa sürmeyin, boşluğa düşürmeyin diyorum ben kendi adıma”
diye konuştu.
“ACELE KARAR VERMESİNLER”
Doğru tercih noktasında öğrencilerin dikkatli olması gerektiğini ifade eden Tolga Özcan son olarak şunları kaydetti:
“Birincisi sınav bir gerçekti. Sınava girdik, çıktık. Sonuçlar açıklanacak. Şu anda beklemedeyiz. Sınav sonuçları açıklandığı zaman adaylarımız buradan lütfen rica ediyorum önce bir sakin kalsınlar. Duygusal korkularını bir yaşasınlar. Onlarla bir yüzleşsinler. Sonra sağlıklı düşünsünler. İkincisi lütfen acele karar vermesinler. En önemlisi o. Çünkü sınav sonuçları açıklanmayla tercih arası yaklaşık bir hafta sürüyor. Onu niye bir hafta 10 gün ÖSYM yapıyor? Düşünmeleri için. Üçüncüsü lütfen okumak istediğiniz üniversiteleri eğer imkanınız varsa yerinde görün. Gezin, gidin yerinde görün. Dördüncüsü okumak istediği bölümleri ve meslekleri lütfen o mesleği yapan biriyle bir görüşsünler. Bu çok önemli. Diyelim doktor olmak istiyor. Bir doktorla görüşsünler. Bu ayıp bir şey değil. Çal kapıyı, git hastaneye. Ya ben tıp tercihi yapacağım da bu bölümle ilgili sizden bilgi alacağım. Hukuk mu okumak istiyor? Gitsin adliyeye. Gitsin bir avukata, bir savcıya, hakime desin ki bana mesleğin inceliklerini anlatabilir misiniz? Zorluklarını. Bunu yapsınlar. Yani o mesleği meslek erbaplarıyla konuşsunlar. Bilgi kirliliği olmaz o zaman. Kendi düşüncelerini, kendi fikirlerini, kendi yeteneklerini, kendi ilgilerini lütfen karar versinler. Kendilerine baksınlar. Ben kimim, neyim, neye yeteneğim var? Ondan sonra meslek mi, üniversite mi, kariyer mi ona karar versinler o çok önemli. Neden önemli? Çünkü şundan dolayı önemli ben tercih yapacağım üniversite bana ne sağlayacak? Yüksek lisans sağlayacak mı, Erasmus, staj imkanı, iş kapısı bana sağlayacak mı? Şimdi üniversitenin üç görevi vardır. Bir, bilim adamı yetiştirir. İki, mesleki donanım kazandırır üç ve en önemlisi üniversite kültürü. Bana üniversite kültürü neyi verecek? Ona baksınlar. Son olarak hiçbir mesleğin geleceği yoktur. Sadece o mesleği yapanın geleceği vardır. Diploma bir yere kadar kişinin kendini geliştirmesi, kişinin değişim yaşaması ve kişinin kendini aşması potansiyelini aşarak sosyalizasyon sürecinde meslek sahibi olması gerekiyor.”
HANİFE SARI