Demiryolu sektöründe son dönemde gündeme oturan maaş krizi, yeni bir sorunla daha derinleşiyor. Emekliliği gelen işçilerin maaş farkı nedeniyle hızla emekliye ayrılmak istemesi, sektörde işçi açığını oluşturmasından endişe edilirken konuyla ilgili Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan TÜRK-İŞ Malatya İl Temsilcisi ve Demiryol İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Hikmet Kazgan önemli açıklamalarda bulundu.
Kamuda çalışan işçilerin maaş durumuyla ilgili hala bir düzelme olmadığını dile getiren Kazgan, yaşanan sıkıntıların her geçen gün daha da artarak hat safhaya ulaştığını söyledi.
“BU DURUM CİDDİ BİR MEMNUNİYETSİZLİK YARATIYOR”
“İşçiler artık geçinemeyecek duruma geldiler ve gözler tamamen toplu iş sözleşmesine çevrildi” diyen Kazgan, şunları kaydetti:
“1 Mart itibarıyla yeni sözleşme başlayacak, ancak sözleşme öncesinde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Daha önce sözleşmenin Ocak ayına çekilme ihtimali konuşulmuştu, ancak bu konuda da henüz net bir gelişme yok. İşçilerin çalışma motivasyonu oldukça düşük. Demiryollarında çalışmayı düşünenler, maaşların düşük olduğunu öğrendiklerinde bu işi tercih etmek istemiyor. Mevcut çalışanlar ise başka yerlere atanmak için sınavlara giriyorlar. Yeni işe alınanlar genellikle işsiz oldukları için bu işi kabul ediyorlar. Oysa özel sektörde çalışanlar, daha yüksek maaşlar alıyor. Örneğin, sektörde genelde saatlik 45 TL'nin altına düşmeyen maaşlar varken, burada yeni işe başlayan bir arkadaşımızın maaşı 28 bin TL civarında. Bu durum ciddi bir memnuniyetsizlik yaratıyor.”
“BİRÇOK İŞÇİ BU SÜREYİ ÇALIŞMAYI GARANTİ GÖRMÜYOR”
2025 yılı ocak ve şubat ayında emekli olanların maaşları arasındaki farka değinen Kazgan, “Bunun yanı sıra, ocak ayında büyük bir emeklilik dalgası bekleniyor. 2024 ve 2025 yıllarında emekli olanlar arasında yüzde 30-35 oranında maaş farkı olacağı öngörülüyor. Örneğin, 2025 ocak ayında emekli olan biri 50 bin TL maaş alabilecekken, aynı yılın şubat ayında emekli olan birine 33 bin TL bağlanacak. Bu fark, insanları erkenden emekli olmaya zorluyor. 5 yıl daha çalışarak bu farkı kapatmak mümkün olsa da, birçok işçi bu süreyi çalışmayı garanti görmüyor. Tüm bu sorunlar maaş sıkıntısının yanı sıra işsizliği de beraberinde getirecek gibi görünüyor. İşçilerin hem ekonomik hem de iş güvenliği açısından yaşadığı sorunlar, sektörde büyük bir huzursuzluk yaratmış durumda” diye konuştu.
“GEÇİM SIKINTISI YAŞAMASINA NEDEN OLUYOR”
Demiryollarının ağır bir iş kolu olduğuna dikkat çeken Kazgan, sözlerine şöyle devam etti:
“TCDD'de çalışan işçiler, yaşadıkları zorluklar ve karşılaştıkları haksızlıklar nedeniyle oldukça kararlı bir duruş sergiliyor. Şayet toplu sözleşme görüşmelerinde talepleri karşılanmazsa, işçilerin protestolarını artırarak sürdürmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu mesaj, yetkililere açıkça iletiliyor; ancak Türk-İş yöneticilerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yaptıkları görüşmelerden sonuç alınamıyor. Demiryolları ağır bir iş kolu. Her yıl meydana gelen iş kazaları nedeniyle birkaç arkadaşımızı kaybediyoruz. Bu durum, yaptığımız işin zorluğunu ve sorumluluğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Böylesine tehlikeli ve ağır bir işte çalışan bir işçiye 28 bin TL maaş verilmesi, onun geçim sıkıntısı yaşamasına neden oluyor. Geçim sıkıntısı yaşayan bir işçi, işine odaklanmakta zorlanır; morali bozulur, motivasyonu düşer. Böyle bir psikolojik durumda kaza yapma olasılığı artar ve ilerleyen süreçte daha büyük sorunlar ortaya çıkabilir.”
“BÜYÜK BİR GERGİNLİK OLUŞUYOR”
Her bölgeye belirli kontenjan verildiğini söyleyen Kazgan, “Öte yandan, işçiler, geçim sıkıntılarını biraz olsun hafifletmek için fazla mesai talep ediyor. Ancak tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek mesai imkanları kısıtlanıyor. Her bölgeye belirli bir kontenjan veriliyor ve bu sınırın aşılmasına izin verilmiyor. Bu durum, iş olsa bile işçilere mesai yaptıramamamız anlamına geliyor. Sonuç olarak, işçi kesimi ile sendika ve yönetim arasında büyük bir gerginlik oluşuyor. Bu gerginlik iş barışını ve huzuru olumsuz etkiliyor. Bir yandan masa başında çalışan ve iş kazası riski neredeyse sıfır olan memurlara 50 bin TL maaş verilirken, diğer yandan sıcağı, soğuğu ve tehlikeyi göze alarak sahada çalışan işçilere 28 bin TL ödenmesi, büyük bir adaletsizlik oluşturuyor. İşçilerin kolunu, bacağını hatta canını kaybettiği bir ortamda bu ücret dengesizliği, iş yerindeki huzurun sağlanmasını zorlaştırıyor. Yaptığımız iş son derece tehlikeli ve sorumluluğu yüksek. Bu nedenle, adil bir ücret artışı ve daha iyi çalışma koşulları talep etmek, yalnızca hakkımız değil, aynı zamanda iş güvenliğinin ve çalışma barışının sağlanması için de bir zorunluluktur” ifadelerine yer verdi.
muhabir: TAHİR ÖZÇELİK