Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut da, "İletişim fakültesinden mezun olan öğrenci haber yazamıyorsa akademisyenler de kendini sorgulamalı" ifadelerini kullanarak hem eğitim sistemindeki eksikliklere hem de "Her önüne gelenin gazeteci olabilmesi sektörün değerini düşürüyor" sözleriyle medyadaki yasal düzenleme ihtiyacına dikkat çekti.
Eğitimci ve KırmızıTürk Spikerler Platformu Kurucusu Cengizhan Kaya, Gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk oldu. Programda medyanın sorunları değerlendirilirken iletişim fakültesinin de gazeteciliğin ileri seviyeye taşınması noktasındaki sorumluluğuna dikkat çekildi.
Gazeteciliğin ilerleyebilmesi adına iletişim fakültelerinin önemli olduğunun altını çizen Berkman Dulcan,
“Aslında şimdi bir de iletişim fakültelerinin işlevi önemli. Yani biz iletişim fakültelerini sadece gazetecilik olarak mı görüyoruz? Mesela ne dedik? Bir sürü siyasi parti var. Siyasi partilerin illerde bir sürü il başkanlıkları var, ilçe başkanlıkları var. Birçok il veya ilçe başkanlığının basın birimi yok. Çok ilginç bir noktadayız bizler. Bence sivil toplum kuruluşların iletişim birimlerinin mutlaka olması gerekiyor. İletişim ve teknoloji çağındayız. Sosyal medya kullanmayanınız var mı? Şimdi her STK'nın sivil toplum kuruluşunun bence iletişim fakültesi mezunu bir öğrenciyi alıp sosyal medyasını da güçlü bir hale getirmesi gerekiyor”
ifadelerine yer verdi.
“GAZETECİLİK ANLAMINDA KRİTERLERİ DAHA SOMUT, NESNEL, ÖLÇÜLEBİLİR HALE GETİRMEK GEREK”
Cengizhan Kaya ise,
“Kesinlikle bu açtığınız nokta da çok önemli. Zaten Malatya özelinde, malumunuz bu iletişimin nedenle önemli olduğunu deprem döneminde bizzat yaşadık. Deprem ve deprem sonrasındaki süreçte birçok alanda siz insanlara bir enformasyon sunmazsanız dezenformasyonu kaçınılmaz hale getirirsiniz. O noktada bu iletişimle ilgili ekipler olsa, birimler olsa bugün belki de süreç boyunca konuştuğumuz pek çok şeyi konuşmamış oluyoruz. Bu anlamda elbette o iletişim fakültesi öğrencilerinden bu anlamda da faydalanmak çok önemli. Ben şunu da eklemek isterim. Bu konuyla da bağlantılı olduğu için burada özellikle medyada gazetecilik anlamında kriterleri daha somut, nesnel, ölçülebilir hale getirmek gerekiyor. Yoksa ben şuna da katılırım yani bu konuda da ben şunu düşünüyorum, medya toplumsal bir alan olduğu için farklı alanlardan da insanların birikimlerine, görüşlerine, onların istihdamlarına ihtiyaç duyan bir alan. Yeri gelir medyanın içinde sağlık bilgisine sahip olan, ekonomi bilgisine sahip olan, uluslararası ilişkiler bilgisine sahip olan insanların donanımlarından, bilgilerinden ve birikimlerinden faydalanmak gerekir. Onları da yine medyanın içine kanalize etmek gerekir. Ama burada önemli olan bu mesleğin icrası kısmında kriterlerin daha net, daha sağlıklı ve herkesin de kabul göstereceği şekilde olmasıdır. Bunun dışına çıkılmadığı etik değerlerin, etik kuralların belli bir kıstasta olduğu noktada elbette farklı alanlardan insanlar da bu sektöre girebilir. Bu sektörde kendilerini var edebilirler, kendilerini yükseltebilirler. Belki yön verebilirler. Ama bu da yine belli kriterler, belli standartlar sağlandığı zaman ancak konuşulabilecek noktalar”
şeklinde konuştu.
“KİŞİNİN KENDİSİNDE OLACAK”
İletişim fakültelerinde öğrencilerin teorikte ve pratikte nasıl olduklarına dikkat çeken Berkman Dulcan,
“Kişinin kendisinde olacak. Mesela İletişim fakültesi Malatya’da var. Şimdi buralarda öğrenciler tamam yetişiyor ama teorikte ve pratikte ne kadar iyiler? Şimdi örnek veriyorum 4 yıl üniversite hepimiz okuduk veya okuyoruz, okuyanlar var. Bu işin mutfağında yetişenler var. Şimdi öğrenciye haber yaz diyorsun haber yazmayı bilmiyor. Tamam. Biz hiçbirimiz annemizin karnında bunları öğrenmedik veya ekran karşısında sunum yap, sunum yaptıramıyorsun”
diye konuştu.
“AKADEMİSYENLERİMİZİN KENDİLERİNİ SORGULAMASI LAZIM”
Konuyla ilgili öğrencilerin haber yazmayı bilmemesi noktasında akademisyenlerin kendilerini sorgulaması gerektiğini söyleyen Sinem Hatun Davut ise,
“İşte bunlar da lütfen yanlış anlamasınlar iletişim fakültesinin eksikliği. Benim bütün akademisyenlere gerçekten son derece saygım var ama özellikle iletişim fakültelerindeki akademisyenlerimizin birçoğu sektördekiler kadar yetkin değil mesleki anlamda en azından hani bilgi olarak demiyorum, teorik olarak demiyorum ama pratikte sektörde emek veren insanlar kadar pratik anlamda tecrübeleri yok. Şimdi bizim meslek biraz da böyle tecrübeye binaen işte yıllar geçtikçe o deneyimle, o tecrübeyle yoğrulduğunuz bir mecra aslında iletişim fakültelerinden mezun olan öğrenciler haber yazmayı bilmiyorsa, bir muhabirlik yapmayı, ekran karşısında bir sunum yapmayı bilmiyorsa burada da akademisyenlerimizin kendilerini sorgulaması lazım”
cümlelerine yer verdi.
“ÜNİVERSİTE MALATYA İŞBİRLİĞİNİ YAPMAMIZ GEREK”
Konuyu değerlendiren Berkman Dulcan,
“Arasalar yardımcı oluruz. Yani biz gökten zembilliye inmedik. Biz de sıkıntılar yaşadık.” dedi. Akabinde de iletişim fakültesinin sektöre bakışını yorumlayan Berkman Dulcan: “Geçtiğimiz yılda zannedersem Malatya Büyükşehir Belediyesi sosyal medya işini İstanbul’da bir firmaya verdi hem de gayet yüksek bir meblağ üzerinden. Oysa kendi bünyesinde sosyal medya üzerine 10- 12 tane personel çalıştırıyor. O tarihte afaki olarak İnönü Üniversitesi'nde bir akademisyen arkadaşı ziyarete gitmiştik. Konu orada açılınca öğretmen arkadaşımız şunu dedi. Akademisyen arkadaşımız ‘bize oraya verdikleri paranın yarısını değil dörtte birini verseler buradaki üniversitedeki gençler hem bir iş sahibi hem de kendilerini geliştirme fırsatı bulurlar’ dedi. Dedim çok güzel söylüyorsun ancak siz kendinizi ne kadar Malatya'ya tanıtabildiniz? Şimdi ben şunu söylüyorum. Bir yere iş görüşmesine gittiğinizde bu televizyon olur, gazete olur, hiç önemli değil. Gidip ben İletişim Fakültesi mezunuyum. Beni al demek mi daha güzel? Ben iletişim fakültesi mezunuyum. Grafik tasarım yapabiliyorum, seslendirme yapabiliyorum, haber yazabiliyorum, köşe yazısı yazabiliyorum. Malatya basını işini konuştuğumuzda şunu söylüyorum başta basın savcımız olmak üzere cemiyetlerimiz olmak üzere lütfen işi biraz daha sıkılaştıralım. Her önüne gelene, her bu işi yapacağım diyene tamam demeyelim. Belediyeler özellikle muhatap alırken belediye basın müdürlerimiz bu işi gerçekten yapanlara yani sahada olanlara, emek harcayanlara, emek sarf edenlere bu iş adı altında işlem yapsınlar. Reklam vereceklerse reklam versinler. Onun haricinde gerçekten üniversite Malatya işbirliğini yapmamız gerekiyor. Her alanda yani bu eğitimde, teknolojide, bilimde, sanatta mutlaka yapmamız gerekiyor”
sözlerine yer verdi.
“ÖNÜNE GELENİN GAZETECİ OLMASI SEKTÖRÜN DEĞERİNİ DÜŞÜRÜYOR”
“Malatya'da medyanın çok ciddi problemleri var” diyen ve sözlerine devam eden Sinem Hatun Davut ise son olarak şöyle konuştu:
“Malatya'da medyanın çok ciddi problemleri var. Bunları konuştuk her önüne gelenin çok kolaylıkla gazeteci olabilmesi. Bu kesinlikle sektörün değerini düşürüyor. İşini gerçekten hakkıyla yapanları sektörden uzaklaştırıyor, soğutuyor. Bu anlamdaki yasal boşluk bir an önce doldurulmalı. Herkesin çok kolay gazeteci olmasının önüne geçilecek olan bütün yasal düzenlemeler biran önce yapılmalıdır. Yoksa sektör gerçekten çok kötü bir yöne doğru hızlı adımlarla ilerliyor. Maalesef bunun önüne de geçmemiz gerekiyor. Ben işini hakkıyla yapan, kimseye itirafa atmayan, cesur, tarafsız bir şekilde gazetecilik mesleğini icra eden bütün meslektaşlarımızı buradan takdir ve tebrik ettiğimizin altına çizelim. Amacımız üniversitelerle şehir arasındaki o bütünlüğü daha da artırmak. Bu medya anlamında, her anlamda Malatya'da buna çok fazla ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Umarız her şey Malatya'mız için daha iyi olur. Bizler bunu temenni ediyor, bunu diliyoruz.”
TÜRKAN YILDIZ KAYA