Kendisine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen 'Yaşayan İnsan Hazineleri' ödül töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 'Yaşayan İnsan Hazineleri' ödülü takdim edilen Malatya'lı Zanaatkâr, Damascus (Şam Çeliği) Ustası Yusuf Bayyiğit ile demircilik mesleği üzerine konuştuk.
“BABADAN OĞULA GÜNÜMÜZE KADAR, BANA DOĞRU GELDİ BU MESLEK”
Yaptığı işin ata mesleği olduğunu vurgulayan ve meslek hakkında önemli bilgiler paylaşan Damascus Ustası Yusuf Bayyiğit, “Yaşım 62 ve 55 yıldır ben bu işi yapıyorum. 7 yaşından itibaren henüz ilkokul ikinci sınıfa giderken atölyeye gider çalışırdım ben. Neden sıcak demircilik? Sıcak demircilik bir kere benim ata mesleğim. Yani bizim atalarımız, kökenimizdeki insanların büyük bir bölümü, akrabalarımızın büyük bir çoğunluğu hep mesleki uğraşlar içindeydi. Genelde de bizim akrabaların içerisinde hep demirciler vardı. Benim babam, dedem ve büyük dedem tüm yaşamları boyunca sıcak demircilik yaptılar. Babadan oğula günümüze kadar, bana doğru geldi bu meslek. Ben de bunu 55 yıldan beri sürdürüyorum. 2 tane kız çocuğum var benim. Erkek çocuğum olmadı ancak günümüzün eğitim önemi durumundan dolayı demirci olarak yetişir miydim bilmiyorum. Çünkü demircilik dönem dönem yani yükselen değer ve düşen değerlere denk gelen bir meslek. Bazen ekonomik anlamda çok zor dönemleri yaşadığımız zamanlar oldu. Oğlum olsaydı bu alanda yetiştirir miydim, inanın ki bilmiyorum. Ancak bugünkü öngörüyü görebilseydim 2 tane kızımı sıcak demirci ustası olarak mutlaka ama mutlaka yetiştirirdim” ifadelerine yer verdi.
“HER İŞİ YAPANA BU UNVANLAR VERİLMİYOR”
'Yaşayan İnsan Hazineleri' ödülüne layık görülen Damascus Ustası Yusuf Bayyiğit aldığı ödüle ve aldığı devlet sanatçısı unvanına yönelik şu ifadeleri kaydetti: “Öncelikle mesleki olarak kendi kendinizi yetiştiriyorsunuz, atalarınızın size öğrettiklerini en iyi şekilde yapıp üzerine koyarak bir yerlere geliyorsunuz ve yapmış olduğunuz bu çalışmalar çevrenizde, ülkenizde ve yurt dışında son derece ilgi görüyor ve dikkat çekiyor. Bunların neticesinde bazı ödüllere layık görülüyorsunuz. Zaten ödül olayı ilk önce şuradan başladı. Benim sıcak demircilikle ilgili yapmış olduğum özgün çalışmalardan dolayı 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından önce devlet sanatçısı unvanıyla demircilik mesleğini sürdürdüm, sonrasında UNESCO Dünya Mirası Yaşayan İnsan Hazinesine ki bugün buna erişmek gerçekten çok zor. Kriterler UNESCO’nun belirlemiş olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müşterek olarak belirlemiş olduğu kriterler, öyle her işi yapana bu unvanlar verilmiyor. Bu unvanlar kimlere veriliyor, bu tür unvanlar? Bir kere ilk önce kültürel olarak geçmişten günümüze kadar gelen kadim meslekler dediğimiz meslekler ve üzerine mutlaka senin bir şeyler koymuş olman lazım. Yani öyle ben gördüm, yaptım, kopyaladım, yaptım. Bunlar çok da fazla değerlendirilmeye alınmıyor. Yani demircilikte ya da yapmış olduğun çalışmada sana ait bir şeylerin olmasının önemine vurgu yapıyor. Kültürel bir değerlendirmeye tabi tutuluyorsun. Birçok komiteden geçtikten sonra bu unvan için karar alınıyor ve bu unvanı o ülkenin en tepesindeki yönetici vermek durumunda kalıyor. Ülkemizde de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde bu unvanı bana binlerce insanın önünde takdim etmesi yani ben aslında bir gururu, bir onuru, bir mutluluğu bu seviyelerde yaşayabileceğimi hiçbir zaman aklımdan geçirmemiştim. Bunun gururunu ifade etmek bile inanın ki çok zor.”
“MESLEKLERİN DEĞERİ EĞİTİMİN ÖNÜNE GEÇTİ”
Daha sonra öğrencilere tavsiyelerde bulunan Damascus Ustası Yusuf Bayyiğit, “Eskiden meslek bir altın bileziktir denilirdi, istediğiniz zaman istediğin yerde kullanırsın denirdi. Ancak bugün günümüzde demeyelim de aslında bence ki ben burada çok farklı bir pencereden bakmak istiyorum ve ona göre de ifade etmek istiyorum, bana göre bugün mesleklerin değeri, önemi eğitimin çok çok çok önüne geçti. Ben birçok okulda meslek okullarında çocuklara seminerler veriyorum. Çocuklara sıcak demircilik ve benzeri mesleklerin geçmişteki tarihini günümüze gelmiş durumunu ve gelecekteki öneminden bahsederken çocuklara eğer çok büyük hedefleriniz yok ise diyorum kesinlikle eğitim konusunda bu kadar üstüne düşüp de kendi geleceğinizi köreltmeyin diyorum. Malumunuz her ilde birkaç üniversitenin açılması ortaya tamamen işsiz yani diplomalı insanlar ordusu oluşturdu. Şunu söylüyorum çocuklara mutlaka ama mutlaka bir meslek edinin” şeklinde konuştu.
“BAŞARININ BİR TEK YOLU VAR ÖNCE HEDEF, SONRA PLAN, SONRA AZİM”
Başarıya ulaşmak adına yapılması gerekenleri de sıralayan Damascus Ustası Yusuf Bayyiğit, “Her türlü başarının bir tek yolu vardır, bana göre. Bana göre yolu şudur, kesinlikle önce hedef, sonra plan, sonra azim. Bunları bir araya getirdiğinde bunları zaten uyguladığında başarının kaçma şansı yok” sözlerini kullandı.
“YAPTIĞIM HER ÇALIŞMA BENİM AÇIMDAN SON DERECE DEĞERLİDİR”
Ortaya çıkardığı eserlere yönelik de değerlendirmelerde bulunan Damascus Ustası Yusuf Bayyiğit, “Unutamadığım birçok anı elbette ki var. Fakat şunu söyleyeyim. Mesleğimde gururla yaptığım birçok çalışma var. Bana özgün çalışmalar var. Bakın örnek vereyim. Ben ressam değilim, heykeltıraş değilim bunu her zaman ifade ediyorum. Yaptığım heykeltıraş çalışmaları, rölyef çalışmaları bunlar yani bir ressam, bir heykeltıraş tarafından son derece takdirle karşılanan çalışmalardır. Bunlar tabii ki meslekte geldiğim noktayı gösteriyor. Mesleğimde yaptığım her çalışma inanın ki en böyle sadesinden, en karmaşık çalışmaya kadar yaptığım her çalışma benim açımdan son derece değerlidir. Öyle bir ayrım gayrım yapma gibi bir lüksüm yok. Şu anda elimde tamamen düşüncelerime, hislerime, duygularıma hitap eden bunları mesleki olarak bir araya getireceğim çalışmalarım var. Bunları tamamlamaya çalışıyorum” diye konuştu.
“BİR TEK HEDEFİM VAR MESLEĞİ GELECEK NESİLLERE AKTARMAK”
Son olarak hedef ve projelerinden bahseden Damascus Ustası Yusuf Bayyiğit, “Sadece bir tek hedefim var aslında benim, mesleği illaki gelecek nesillere aktarmak. Bu tür meslekler yani bizim topraklarımızda, Anadolu'da Mezopotamya'dan batıya gitti batıda bu tür meslekler okullarda eğitim olarak veriliyor, bölümleri var. En üst akademik okullarda bile bu mesleklerin bölümlerinin olduğunu biliyorum ben. Şimdi bizim ülkemizde birçok mesleği engelleyecek kanunlar var. Örnek vereyim benim kendi mesleğime bugün yasalar şunu söylüyor. 15 yaşındaki bir çocuğun benim atölyemde çalışmasını engelleniyor. Ancak aynı meslek grubunu bir gelişmiş ülkede ana sınıfına giden çocuklar atölyeye giriyor. Her türlü o bahsedilen tehlikeli aletlerle haşır neşir oluyorlar ve çalışmalar yapıyorlar. Benim aslında düşünce olarak büyük bir projem var, bunun için de girişimlerim var. Kaybolmaya yüz tutan sıcak demircilik mesleğinden ziyade kaybolmaya yüz tutan birkaç tane mesleği, bakın burası çok önemli, bir kaç tane mesleğin bir arada sadece ve sadece eğitim olarak verildiği, pratik eğitim olarak verildiği bir kapalı mekân, bir ortam oluşturmaya çalışıyorum. Bunun için gerekli destekler için müracaatlarım, projelerim var. Bunları gerekli yerlere bildirip gerekli izinleri aldıktan sonra çalışmalara başlayacağım. Ben inanıyorum ki ilgi de olacaktır. Çocuklar da gelecektir ve biz bu çocuklara en azından bu tür mesleklere dikkat çekme adına bu tür mesleklerle neler yapılabileceğini o çocuklara öğretmiş olmamız bile mesleğin kaybolmaması adına süreyi uzatacağımıza inanıyorum” cümlelerine yer verdi.
Muhabir: HANİFE SARI