Büyükşehrin çelişkili konferansına düşük katılım

Esenlik marketlerde İsrail ürünlerini boykot etmeyerek bu tutuma ilişkin çelişkili bir şekilde ‘Filistin ve Bölgenin Geleceği’ başlıklı bir konferans gerçekleştiren Malatya Büyükşehir Belediyesinin programına katılımın düşük olması dikkat çekti.

GÜNCEL - 01-06-2025 17:59

Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Filistin ve Bölgenin Geleceği’ başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. İnönü Üniversitesi Stratejik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fikret Birdişli’nin konuşmacı olarak katıldığı programa vatandaşların ilgisi düşüktü düzeydeydi.

Filistin konusunun ümmetin ve insanlığın kanayan yarası olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Birdişli, sözlerine Gazze saldırılarında hayatını kaybetmiş olan 50 binin üzerindeki şehite Allah’tan rahmet dileyerek başladı.

“HALK BU KONUDA ÇOK CİDDİ GÖSTERİLER YAPIYORDU”

Filistin davasının en somut ve en acı tarafının yitip giden canlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Birdişli, “Televizyonda ne zaman İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlar ile ilgili bir haber izlesem kafamda hemen şöyle bir soru oluşuyor. 1945 yani 2. Dünya Savaşı yıllarında Hitlerin zulmüne, soykırımına uğrayan, böyle bir acı çekmiş olan toplum aynısını veya belki daha fecisini başka bir topluma nasıl reva görür? Normalde empati olması lazım. Bu soruya cevap vermek kolay değil. Biraz sosyo-psikoloji ile meşgul olmak gerekiyor. Çünkü bunun mantıklı bir cevabı yok. Romanyalı filozof Emil Mihai Cioran’ın şöyle bir tespiti vardır, ‘En büyük zalimler, mazlumlar arasından çıkıyor’. Filistinlilere yapılan bu zulüm politikası aslında İsrail Devleti ve onun ideolojik yönelimleri tarafından yönetiliyor. Bu yapılan her şeyi İsrail’de yaşayan herkes onaylamıyor. Dünya’nın çeşitli bölgelerinde şu anda İsrail’in yönetmiş olduğu politikaya karşı çıkan eleştiren, ciddi sayıda Yahudiler de mevcut. Netanyahu’nun şu anda uygulamış olduğu politikaya karşı ciddi bir muhalefet var. Halk bu konuda çok ciddi gösteriler yapıyordu. Hamas’ın yapmış olduğu saldırı ve ardından yaşanan şeyler sanki bu mevzuların üzerini biraz kapattı gibi. Netanyahu siyaseten sallantı da bir liderdi. Yahudi resmi tarihi holokost üzerinden modern Yahudi kimliğini mağduriyet üzerinden oluşturmuş ve halk üzerinde güvenlikçi, travmatik bir etki yaratmış. Bu mağduriyet meselesi o kadar çok işlenmiş ve o kadar çok ön palana çıkarılmış ki insanlar bu mağduriyetin arkasına saklanıp her şeyi isteme, her şeyi yapmayı kendilerine bir hak görüyorlar, dünyaya karşı bir güvensizlikleri var. Dünyada Yahudilerin dostunun olmadığını ve yapayalnız bir halk olduklarını ifade ediyorlar. Böyle bir söylem dışarıya karşı da ötekileştirme gibi bir sonuç veriyor” şeklinde konuştu.

“BU NASIL TRAVMATİK BİR ZİHNİYET”

İsrail’in saldırılarını sosyo-psikolojik açıdan değerlendiren Prof. Dr. Birdişli, “Bazen basına yansıyor İsrail askerlerini şöyle motive etmişler; ‘Bunlar her türlü şeyi hak ediyor, bunlar insan bile değil’. Bu sosyal psikoloji açısından özellikle siyaset psikoloji açısından önemli. Gerek Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında gerekse Afrika’nın göbeğinde yaşanmış Ruanda soykırımı sırasında muhalifler yani çatışan taraflar aslında aynı toplumun insanları. İnsanın, insanı öldürebilmesi için ilginç bir endokrine ediliyor. Yakın bir örnek vermek gerekirse 15 Temmuz’da darbe kalkışmasına teşebbüs edenlerden bir tanesi birini öldürdükten sonra su içerken sünnete uymak için oturarak suyu içiyor. Birisini haksız yere öldürüyor ardından sünnete uymak için oturarak su içiyor. Bu nasıl travmatik bir zihniyet. Toplumsal kaoslarda taraflar birbirlerine karşı aklın almayacağı şeni bir tanımlama içerisine giriyorlar. Ruanda soykırımı sırasında radyoda yapılan yayınlarda karşı taraf için aşağılayıcı ifadeler kullanıyorlar. Sosyal psikoloji alanında Erich Fromm’un ‘İnsanda Yıkıcılığın Kökenleri’ isimli bir kitabı var. İnsanı analiz ettikten sonra insanlarda iki tür saldırganlık bulmuş. Bir tanesi savunucu saldırganlık bir tanesi kıyıcı saldırganlık. Savunucu saldırganlık bütün canlılarda var. Hayatını korumak için dışarıdan gelen tehlikeye karşı bir reaksiyon. Bu insanlarda da, hayvanlarda da var. Fakat kıyıcı saldırganlık dediğimiz zalimlik, yıkıcılık sadece insan türüne özgü. Bu kalıtımsal olarak programlanmamış bir şey. Bunun tetiklenmesi lazım. Hepimizde böyle bir potansiyel var ama açığa çıkması için bunun tetiklenmesi lazım” ifadelerini kullandı.           

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ

Günün Diğer Haberleri