Kan bağışıyla hayat kurtarmanın yanı sıra birçok hastalığın tedavisinde kritik rol oynayan aferez uygulamaları, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (MEAH) 7 gün 24 saat kesintisiz sürdürülüyor. Yenidoğan bebeklerden organ nakli hastalarına kadar geniş bir hasta grubuna hizmet veren merkez, gelişmiş teknolojik altyapısıyla dikkat çekerken MEAH Terapötik Aferez Birimi Sorumlusu Uzman Biyolog Mustafa Özgül önemli açıklamalarda bulundu.
Kardiyovasküler sistem içerisinde atardamar, toplardamar ve kılcal damarlarda dolaşan sıvıya kan denildiğini ifade eden MEAH Terapötik Aferez Birimi Sorumlusu Uzman Biyolog Mustafa Özgül, 18-65 yaş aralığındaki kadın ve erkeklerin kan verebildiğini söyledi.
“SAÇ EKİMİ YAPTIRANLAR KAN BAĞIŞI YAPAMAZ”
“Kan bağışında bulunacak kişinin vücut ağırlığının 50 kilogramın üzerinde olması gerekmektedir. Erkeklerde hemoglobin değerinin 13,5-17,5 g/dL, kadınlarda ise 12,5-16,5 g/dL arasında olması gerekir” diyen Özgül,
“Kan bağış formunu eksiksiz dolduran kişiler bağışçı olabilir. Hipertansiyon hastalarında, tansiyon düşürücü ilaç kullanan ve tansiyonu kontrol altında olan kişiler kan bağışında bulunabilir. Ayrıca ağrı kesici veya hafif antidepresan ilaç kullanan kişiler de uygun görülmeleri halinde kan donörü olarak kabul edilebilir. Kimler kan veremez? Hepatit B, Hepatit C, HIV ve sifiliz hastaları kan bağışında bulunamaz. Son bir yıl içerisinde ameliyat geçirenler, saç ekimi yaptıranlar ve kan vermeye engel sağlık sorunu bulunan kişiler de kan bağışçısı olamaz”
diye konuştu.
“TERAPÖTİK PLAZMA DEĞİŞİMİ İŞLEMLERİ BAŞARIYLA UYGULANMAKTADIR”
“Hastanemizde aferez ünitesi de hizmet vermektedir” diyen Özgül sözlerine şöyle devam etti:
“Aferez; özel cihazlar aracılığıyla kanın şekilli elemanlarına ayrıştırılması, istenilen ürünün alınması ve geri kalan kısmın tekrar donöre verilmesi işlemidir. Bu cihazlar sayesinde trombosit, plazma ve granülosit gibi kan ürünleri ayrıştırılarak elde edilebilmektedir. Terapötik aferez işlemleri yalnızca donör amaçlı değil, hasta tedavisine yönelik olarak da uygulanmaktadır. İmmünolojik hastalıklar, nörolojik ve nefrolojik rahatsızlıklar ile yoğun bakım hastalarında ihtiyaç duyulduğunda 7 gün 24 saat hizmet verilmektedir. Yoğun bakım hastalarında terapötik plazma değişimi işlemleri de başarıyla uygulanmaktadır. Organ nakli yapılan veya nakil öncesi ve sonrasında kan grubu uyumsuzluğu bulunan hastalarda da terapötik aferez işlemleri başarıyla gerçekleştirilmektedir. Merkezimizde bu işlemler, 5 kilogram üzerindeki yenidoğan bebeklerde dahi güvenle uygulanabilmektedir”
ifadelerine yer verdi.
“7 GÜN 24 SAAT BAŞARIYLA UYGULANMAKTADIR”
Bağışçıların gerekli testlerden geçirildiğini belirten Özgül,
“Trombosit bağışçıları da kan bağışçıları gibi Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen bağış formunu doldurduktan sonra kan sayımı ve gerekli testlerden geçirilir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda uygun bulunan kişiler trombosit bağışında bulunabilir. Trombosit bağışı için uygun damar yapısına sahip olunması ve trombosit sayısının 150 bin ile 450 bin arasında olması gerekmektedir. Terapötik işlemler kapsamında lökosit fazlalığı, trombositoz ve orak hücre anemisi gibi hastalıklarda değişim işlemleri 7 gün 24 saat başarıyla uygulanmaktadır”
dedi.
“BİR ÜNİTE KAN, BİRDEN FAZLA İNSANIN HAYATINA UMUT OLABİLİR”
Özgül vatandaşları hayat kurtarmaya davet ederek,
“Aferez bağışçıları ünitemize geldikten sonra ELISA testlerinin negatif olması ve kan sayımı sonuçlarının uygun bulunması halinde işleme alınmaktadır. Ünitemizde bulunan iki adet aferez cihazı ve tek kullanımlık setler yardımıyla donörün damar yoluna girilerek yaklaşık 45 dakika ile 1,5 saat arasında süren işlem sonucunda hastalar için ihtiyaç duyulan özellikte trombositler elde edilmektedir. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde donör ve hasta amaçlı aferez işlemlerinin yanı sıra tam kan değişimi, immünadsorpsiyon, kök hücre toplama ve çift filtrasyon gibi ileri düzey işlemler de başarıyla gerçekleştirilmektedir. Vatandaşlarımızı kan vererek hayat kurtarmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki bir ünite kan, birden fazla insanın hayatına umut olabilir”
söylemlerinde bulundu.
HÜSEYİN KOCAMAN