Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan torba kanun kapsamında yer alan Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 21, 22, 23 ve 24. Maddeleri hakkında bazı hususların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Sondaj/Jeofizik Mühendisi Murat Bayram önemli değerlendirmelerde bulundu.
“DENETLEMELİ SİSTEMLE BAŞARILI OLACAĞIZ”
Konuya dair yaptığı açıklamada Murat Bayram, “Biz zemin etüdünde bir binanın oturacağı yerle ilgili bütün zemin incelemesini bilimsel anlamda yapıyoruz. Yani yeri kazmadan, deşmeden biz bunun zemin sınıfını belirliyoruz. Elastik parametrelerini belirliyoruz. Yani bir deprem olduğunda binanın oturacağı zemin depreme karşı nasıl bir duyarlılık gösterecek, nasıl bir tepki verecek bunu ölçmeye çalışıyoruz. Yer altına ses dalgası gönderiyoruz, yere belli periyotlarla Jeofon dediğimiz malzemeler var, bunları biz yere monte ediyoruz. Bir balyoz yardımıyla yere ses dalgası gönderiyoruz, deprem dalgasına çevirmeye çalışıyoruz aslında, yaptığımız şey bu. Şimdi bir kanun geçmiş. Bu kanunda diyor ki zemin etüdü yapan şirketler bakanlığa bağlanacak diyor ve her ile belli bir limit verilecek, yani bu şirket istenecek. Şimdi bu şirketin kimler tarafından kurulacağı belli değil. Yani bu şirketi kimler kuracak belli değil ki sermaye şirketi isteyecekler. Şimdi öyle istedikleri zaman da şimdi bu şirketi kimin kuracağı da belli olmadığı için bir belirsizlik var. Karanlık bir nokta var herkes bir şey söylüyor. ‘Mesleğimizi yapamayacağız’ gibi dedikodular çıkıyor. Şimdi kanun aslında çok güzel bir kanun. Aslında benim o her zaman savunduğum bir şey var, dedim ki zemin etüdü işleri gibi bu işler için bağımsız bir kurum oluşturulmalı. jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği her bir bilim kendi arasında özelde yetki almalı dedim. Yani aslında bizim istediğimiz sistem de bu. Sadece şunu istiyoruz aslında, yani biz bu işin hani şirket olarak belirlendiği bir sayı, mesela Malatya'da diyelim 10 kişiye müsaade edilecek ama Malatya'da 30 tane kişi var bu işi yapan mesela. Yani bu işin aslında matematiği şu. Yani biz bu işi denetlemeli sisteme getirebilirsek biz bu işte daha başarılı olacağız” ifadelerine yer verdi.
“TABAN FİYATIMIZ BELLİ OLACAK, BİZ MÜŞTERİDEN İŞ İSTEMEYECEĞİZ BAKANLIK BELİRLEYECEK”
Söz konusu kanunla taban fiyatların belli olacağı, bakanlığın ise işveren konumuna geçeceğini ifade eden Murat Bayram, “Bunun bizim için artısı şu, bu geldiği zaman mesela taban fiyatımız belli olacak. Bir de en büyük özelliği şu olacak, biz müşteriden iş istemeyeceğiz. Yani bakanlık belirleyecek, bakanlık sıralayacak, bakanlık verecek. Taban fiyatları belli olacak. Müşteri dediğimiz yani ev yaptıran insanlar işte mimarlar ya da inşaat mühendisleri fark etmez, bunun ücretini bakanlığa yatıracaklar. Avantajı şu olacak, ben müşteri aramayacağım. Çünkü şöyle bir sağlıksız bir veri oluyor bizde, şimdi ben müşterimi kontrol etmiş oluyorum. Yani müşteri benim verdiğim rapora göre kendi binasının statiğini hesaplattırıyor. Şimdi ben zemine çürük dediğim zaman inşaat maliyeti arttığı için bu sefer ben zemine çürük derken tedirgin oluyorum. Zemine iyi desem zemin iyi değil, bu sefer adamın maliyeti düşüyor, müşterinin maliyeti düşüyor ama bu sefer ben kötü zemine iyi demek gibi bir düşünceye kapılmış oluyorum. Yani bu yüzden çok fazla müşteri kaybettiğimiz zamanlar oldu. Çok aşırı müşteri kaybettik. Çünkü adam, ‘ya sen benim maliyetimi arttırıyorsun’ diyor. Bu bize avantaj olacak. Yani ben müşteri aramak zorunda belki kalmayacağım. Bakanlık kendi belirleyecek, kendi verecek, isteyecek. Murat veya Ahmet diyecek bu zemin etüdü sende. Tamam, bunlar güzel ama o yönetmeliğe en azından denetleme mekanizmasının da gelmesi lazım. Bu denetleme olayının bize faydası var, mesleğe faydası var. Bu yönetmelik oluşmadan önce, yönetmelik şartnamesi hazırlanmadan önce bizim gördüğümüz bu eksikleri bir şekilde milletvekillerine duyurmamız lazım özellikle. Özellikle bu insanlara duyurmamız lazım. Çünkü karar vericiler onlar şu aşamada. Sadece yönetmeliğe denetim mekanizmasının getirilmesi lazım. Denetim eksikliği var çünkü. Şimdi ben Malatya'da da mesela iş yaptığım zaman yani şimdi bizim mühendislikte fikir fikri açıyor. Yani doğruyu bulmak için her zaman insanların birbirleriyle fikirleşmesi gerekiyor. Yani biz bu işe yönetmeliğe biz denetimliliği de kattığımız zaman bu sefer imkanı olan, hizmet sektöründe kalabilecek imkanı olmayan ve tecrübesi olan insanlar da denetim mekanizmasında bulunabilecek. O zaman da müşteriyi de ben kendim aramadığım için bakanlığa bağlandığı için bakanlık bu yapı denetim modelini uygulayacağı için bu sefer işler de daha orijinal olacak ve biz bir binanın oturacağı statik hesabı, öncesindeki oturacağı zemini bütün bilimsel verilerle net ve net vermiş olacağız. Yani şimdi mesela biz bu binanın bizim verdiğimiz bir zemin hakim titreşim periyodu var. Biz bu zemin hakim titreşim periyoduyla aslında inşaatın da bir hakim bir titreşim periyodu var, binanın da bir titreşim periyodu var. Aslında bilimde mesela isten istenmeyen durum şu. Zeminin titreşim periyodu ile binanın periyodunun aynı olmaması istenir. Çünkü aynı olduğunda yakın olduğunda binanın her şekilde yıkılacağı bilimsel olarak kanıtlanmış. İnşaat mühendisleriyle, jeoloji mühendisleriyle, jeofizik mühendisleriyle olarak biz bu işleri çok rahat denetim mekanizmasıyla birlikte oluşturabiliriz. Aslında uygulama çok güzel. Yani aslında tam aradığımız olay bu bizim. Sadece bir iki soru işareti var ve çok dedikoduya neden oluyor. Şu an zaten kanun teklifi kabul edildi. Şimdi pilot iller belirlenecekmiş. Yönetmelik de Çevre Bakanlığı tarafından yazılacakmış, toplanılacakmış. Yani günün tarihi aslında yok. Bu eskiden yapılan bir çalışma ki zaten gerçekten büyük bir eksikliğimiz vardı. Çünkü yani taban fiyatlarımız yok. Ben arayıp da ben müşteriye yardımcı olmam gerekiyor gibi bir şey oluyor. Yani mühendislikten çıkmışız biz esnaflığa dönmüşüz aslında. Şimdi bu sistem geldiğinde o zaman her şey çok daha farklı olacak. O zaman mühendis, mühendismiş gibi davranacak. Zemin neyse onu vereceksin. Çalışma ne gerekiyorsa onu yapacaksın. Tam tarih yok. Zaten benim amacım da şu, bu hani yönetmelik aşamasına gelmeden biz bu konuyu çok fazla eleştirmeden yani çünkü eleştirdiğimiz zaman gerçekten olay farklı oluyor. Sadece gördüğümüz bir iki eksiği yönetmeliğe ilave etmemiz lazım. Bu kadar. Çünkü bizim şu an hiçbir mühendisin de sermaye yani 5-6 milyonluk sermaye verip de şirket kuracak durumda değiliz hiçbirimiz. Yani bizim adımız mühendis ama öyle çok çok iyi paralar kazanmıyoruz. Aslında yapılan iş çok doğru bir iş. Sadece bir iki noktası var. Onları da eğer biz ulaştırabilirsek karar vericilere çok güzel bir uygulama olacak ki bir daha deprem olduğunda inşallah hiçbir canımız yanmayacak. Bu iş aslında üç bilimin ayrılmaz bir şekilde ortaklaşa yapacağı bir bilimsel çalışmayla gerçekleşecek. Sadece jeoloji mühendisliği dediği ile değil. Yani bu üç bilimi birleştirdiğimiz zaman zemini binayla bilimsel anlamda oturttuğumuz zaman inanın var ya deprem olduğunda biz çay kahve içeriz. Yani gerçekten Japonya Mimar Sinan'ı kullanıyor mesela, jeofizik biliminden, jeoloji biliminden, inşaat biliminden faydalanıyor. Adamlar 9 şiddetli depremde çay kahve içiyorlar. Biz bunu başarabiliriz yeter ki sistem otursun, sistem düzelsin. Sistemde bir sorunumuz vardı, inşallah ona da yetkililer el atmış gibi gözüküyor. İnşallah düzenleme gelirse bu bir iki eksik bir iki detay var, o hal olursa sorun kalmayacak inşallah” şeklinde konuştu.
Muhabir: HANİFE SARI