6 Şubat depremlerinde zarar gören 11 il içerisinde yer alan Malatya’da o günlerin sancıları devam ediyor. Depremlerin üzerinden geçen 2 yıla rağmen o günden bu güne yapılan yanlışları gelinen son aşamayı ve daha fazlasını Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilcisi Bedir Özten değerlendirdi.
“YÜZDE 99’U ESKİ YAPILARDI”
6 Şubat depremlerinin bu coğrafyada beklenen bir deprem olduğunu söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilcisi Bedir Özten, “Fakat zamanını ve yerini bilmiyorduk. Halen deprem olabileceği bilinciyle deprem afetine her zaman hazırlıklı olmamız gerekiyor aslında. Biz oda olarak çok öncesinde uyarılarda bulunduk. Afet öncesi sırası ve sonrası yapılması gerekenler ile ilgili dersin örgün öğretimin içerisine konulmasını istemiştik. Eski yönetmelikle yapılmış olan yapıların yapı stoğu envanterinin çıkarılmasını istemiştik. Yapı derken bir tek bina demiyorum, yol, köprü, baraj da var içerisinde. Tabi afete hiç hazırlıklı değildik. O yüzden afet sırasında Malatya’da ölümlü yıkımların yüzde 99’u eski yapılardı. Onlar eğer dönüştürülmüş olsaydı belki bu kadar yıkım ve acı yaşamayacaktık. Temennimiz bundan sonra Türkiye genelinde bu çalışmaların yapılması, özellikle yapı stoğu envanterini ciddi bir şekilde çıkarıp ona göre hareket etmek gerek, bu yapıların dönüştürülmesi gerek” şeklinde konuştu.
“NİTELİKLİ GÖÇ VERDİK”
Kenti kent yapan parametrelerin iyileştirilmediğinden dem vuran İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilcisi Özten, “Sosyal yaşantımız kent olarak bozuldu nitelikli göç verdik, niteliksiz göç aldık nüfusumuz azaldı. TÜİK’in tablolarına göre 2023 yılında Malatya’nın nüfusu yüzde 8,5 azalmış ama biz onun daha fazla olduğunu zannediyoruz. Şöyle ki birçok vatandaşımız resmi olarak ikametgahını burada tuttu ama aslında burada değil, nüfusumuz azaldı. Kenti kent yapan parametreleri bir an önce iyileştiremedik. Kentlerin en büyük özelliklerinden biri yoğun ve çeşitli ticaret merkezlerinin oluşudur ne yazık ki henüz ticari alan olarak herhangi bir yer teslim edilmiş değil ancak konteynerler teslim edilmişti bunların bir an önce yerine getirilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
“SAĞLIKLI YAPILDIĞINI ZANNETMİYORUM”
Deprem sonrası Malatya’daki yapılaşmaya da dikkati çeken Özten, “Kontrolsüz yapılaşma yapılıyor. Yani bugün Malatya’nın aslında sahibi burada yaşayanlar ve onların temsilcileri kimler yerel yönetimlerdir. Belediyelerimiz yeterince sahip çıkamadı. Malatya’ya özellikle yapılaşma ile ilgili planlar hazırlandı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Malatya’nın sosyolojisine, kültürel yapısına uygun mu değil mi parametresine bakılmadan yapıldı. Örneğin, Bakırcılar Çarşısı ve çevresinde yapılan yapılar han tarzı, Malatya’da terk edilmiş bir sistemdi çünkü depremlerden önce o tür yapılar zaten kullanılmıyordu, oralar suç üreten yerler haline gelmişti. Ama yine aynı yapılaşmayı yaptılar. En önemli konulardan biri de rezerv alanlar. Rezerv alanlarının hayata geçirilmesi için kentin çeperlerine yapılmakta olan kalıcı konutların yeni ihalelerinin durdurulmasını istiyoruz. Çünkü gerekli olan konutun çok üzerinde bir konut üretimi var. Şehir merkezinde rezerv alanlarda dairesi olanlar yani iskan edenler için onlar yapılıyor kentin çeperlerindeki kalıcı konutlar. Kentin çeperlerinde daire yapıyorsanız şehrin merkezindekiler kime yapılıyor aslında fazla. Belediye başkanımızda 80 bin kadar konuta ihtiyacımız var demişti. Duyduğumuza göre şu ana kadar 96 bin bağımsız bölüm ihalesi yapılmış toplamda, devam ediyor bu fazla imalat. Bu çalışmanın sağlıklı yapıldığını zannetmiyorum. İkizce’de eylem yapılıyordu arazi sahipleri arazilerini korumak adına. O planlamayı kim yaptı, yerelin haberi var mı yok mu zannetmiyorum yerelin haberinin olduğunu. Arazi sahiplerinin de hiç haberi yokmuş bir gün kalkmışlar bakmışlar ki tapuları yok. Böyle bir şey olmaz. En azından ihtiyaç varsa da toplarsın paydaşları ona göre karar verirsin. Her kurum ve paydaş kendi dersini çıkarması lazım bu afetlerden” söyleminde bulundu.
“BİR KISMI KONTROLSÜZCE YAPILIYOR”
Yerinde dönüşüm hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özten, “Rezerv alanları bakanlık yapıyor. Bireysel olan yerleri yerinde dönüşümle devletin maddi katkılarıyla ve gözetimiyle uygulamalar yapılıyor. Burada müteahhitle arsa sahipleri arasında sözleşmeler yapılıyor ve bunlar bize göre bir kısmı kontrolsüzce yapılıyor. Daha sonra da olumsuz hukuki boyutları olacağına inanıyoruz. Duyuyoruz sözleşme yapmışlar henüz başlamamış bırakıp gitmişler. İnşallah daha sonra daha büyük olumsuz sonuçlar duymayız. İlgili kurumların bunları bir şekilde denetlemesi gerekiyor. Yoksa daha sonraki dönemlerde mahkemelerimiz de bu konuda yoğunlaşacak ve uğraşacak” ifadelerine yer verdi.
“SONUÇLARI DA 5-10 YILDA ORTAYA ÇIKACAK”
Malatya’daki yıkım ve yerinde ayrıştırmalara da dikkati çeken Özten, “Rezerv alanlarının etrafını çeviriyorlar orada hem yıkım hem ayrıştırma yapıyorlar Malatya’nın üstü tamamen toz bulutuyla dolu. Bu toz bildiğimiz toprak tozu değil bu toz karışımı binanın yapımına kullanılan malzemelerden tutun evin içerisinde kullandığını eşyaların tozuna kadar zararlı kimyasallardan oluşan bir toz. Bir toprak tozu değil çok zararlı ve bunun sonuçları da 5-10 yılda ortaya çıkacak. Bunu halk sağlığı ile ilgili uzmanlar söylüyor. Bununla ilgili de toplum duyarsız” cümlelerine yer verdi.
“KONTROLSÜZ BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİLİYOR”
Malatya’nın yeniden inşası adına yapılan ihaleler için de konuşan Özten, “Biz ihalelerin ne şekilde yapıldığını bilmiyoruz. Ama bazı olumsuzlukları duyuyoruz. Bölgesel kalkınma diye bir madde var ama Malatya’da ne yazık ki birkaç bölgenin müteahhitliğini yerli müteahhitler almış malzemelerini bile dışarıdan getiriyorlar ona da dikkat edilmiyor. Bölgesel kalkınmaya ne kadar faydası var bunun, bu kontrol edilmiyor. Kontrolsüz bir şekilde devam ediliyor” ifadelerini kullandı.
“SIKINTILI SONUÇLAR ÇIKARACAKTIR”
“Malatya’nın düzelmesi için herkes bir çaba sarf ediyor” diyen Özten, “Mutlaka bir şekilde Malatya düzelecek. Ama harcanan paraya göre kaynaklara göre optimumu bulabilecek miyiz? En kaliteli şeyi yapabilecek miyiz? Bunun ölçümünü yapan bir istatistik kuruluşu yok yaptığınız imalat sosyolojik olarak ne kadar destekliyor? Yarın öbür gün şehir merkezindeki yapılar yapıldığı zaman İkizce’deki insanları orada tutamazsınız onlar buraya gelecektir ve oralar boş kalacak büyük ihtimal. Bu hormonlu bir yapılaşma aslında hormonlu bir gelişme olduğu için sıkıntılı sonuçlar çıkaracaktır. Oraya da bu sefer ortalama ekonomik durumu daha kötü olan illerden farklı sosyal yapıya sahip insanlar gelecek belki de. İstanbul’da herkesin gidip kalamama nedeni ne kiralar çok yüksek, ulaşım pahalı ama siz onları kolaylaştırırsanız oranın nüfusunu niteliksiz nüfusu bir anda arttırırsınız. Bunlar göz önünde bulundurulmadan yapılıyor şu anda. İnşallah bundan sonra göz önünde bulundururlar. Yerel temsilcilerimiz burada yaşayan halkın problemlerini yakından takip edip ona göre hareket etmeli. Biz demokrasiyle yönetiliyorsak eğer halka rağmen eylem yapmamamız lazım. Kaynakların yerinde kullanılması için daha fazla çaba harcamamız gerek” açıklamasında bulundu.
muhabir: TAHİR ÖZÇELİK