“Asgari Ücret En Az 30 Bin TL Olmalı!”

2025 asgari ücret görüşmeleri yaklaşırken Malatya’da da asgari ücret tartışmaları başladı. Açlık sınırının 21 bin TL olduğu bir ülkede asgari ücretin en az 30 bin TL olması gerektiğini belirten Hak-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Mustafa Sengir, “Yüksek yaşam maliyetleri ve enflasyon, dar gelirli vatandaşlarımızın özellikle kira ve market fiyatları karşısında ezilmelerine neden oluyor” dedi.

GÜNDEM - 30-10-2024 10:30

Malatya dâhil ülkenin gündeminde önemli bir yere tutan asgari ücret tartışması hız kazandı. Aralık ayında 2025 yılı asgari ücret pazarlığının başlayacak olması şimdiden asgari ücretin ne kadar olacağıyla ilgili taleplerin gelmesine neden olurken, Hak-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Mustafa Sengir ile asgari ücrete çalışan vatandaşlar asgari ücretin açlık sınırından çok fazla olması gerektiğini dile getirerek Malatya Sonmanşet gazetesine konuştular.

Açlık sınırının Türkiye’de 21 bin TL olduğu dile getiren Hak-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Mustafa Sengir, bunun deprem bölgelerinde daha fazla hissedildiğini söyledi.

Asgari ücretin bir yılda 2 defa zamlanması gerektiğini belirten Sengir, “En düşük asgari ücretin 30 bin TL'den aşağı olmaması gerekiyor. Asgari ücrete yılda bir kez zam yapılması, 6 aylık enflasyon farkının uygulanmaması, çalışan emekçilerimizi, bakmakla yükümlü oldukları ailelerine karşı mahcup ediyor. Bakanlığımızdan ve Cumhurbaşkanımızdan asgari ücretin en az 30 bin TL olmasını talep ediyoruz. Çünkü yaşam standardının ve enflasyonun çok yüksek olması dar gelirli arkadaşlarımızın kira bedelleri başta olmak üzere marketlerde fahiş fiyatların altında ezilmelerine neden oluyor” şeklinde konuştu.

“TOPLANTIYA ÇOK FAZLA SENDİKA KATILMALI”

Asgari Ücret Komisyonu’nun altyapısının acilen değişmesi gerektiğini savunan Sengir, “Asgari ücrete yılda bir kez zam yapılması 6 aylık enflasyon farkının uygulanmaması zaten bir tezat. Bunun yeniden düzenlenip asgari ücretin en azından 6’şar aylık enflasyonlara bölünüp yıllık enflasyonun verilmesi gerekiyor. Asgari Ücret Komisyonunun altyapısı tamamen değişmeli. Daha çok işçiyi temsil eden kesimin komisyonda bulunması, daha fazla sendikanın asgari ücretin belirleneceği toplantıya katılması gerekiyor. Tekrar ediyorum, aralık ayında belirlenecek olan asgari ücretin en az 30 bin TL olması gerekiyor. 30 bin TL’nin üzerinde olması ise tüm işçilerimiz ve onların aileleri için çok daha iyi olur” ifadelerine yer verdi.

“12 BİN TL’YE KİRALIK EV BULMASI ÇOK ZORLAŞTI”

Malatya’da en düşük ev kirasının 15 bin TL’ye kadar yükseldiğini belirten Sengir, “Deprem bölgesi olan ilimizde en düşük kira bedeli 12 bin TL’den başlıyordu. Artık ev kiralamak isteyen birisinin 12 bin TL’ye kiralık ev bulması çok zorlaştı. En düşük kiralık ev neredeyse 15 bin TL’den başlıyor. Artık devamlı artan diğer kalemleri de söylemiyoruz. Aralık ayından sonra asgari ücret 30 bin TL olsa 15 bin TL kiraya verilir, diğer 15 bin TL ile de diğer kalemlere harcanır. Fakat 30 bin TL ile de sosyal harcamalar yapılmaz. Sadece kira ve gıda ihtiyaçlar karşılanır” diye konuştu.

“KİRA DÜZENLEMESİ ACİLEN YAPILMALI”

Kira fiyatlarıyla ilgili düzenleme getirilmesini talep eden Sengir, “Kira fiyatlarındaki yüzde 25 sınırlandırılmasının kaldırılması, kiracılara yapılabilecek en büyük kötülüktü. Bu durum daha çok ev sahiplerine yaradı. Kiracıları koruyacak, onları şemsiyesi altına alacak bir düzenleme mutlaka yapılmalı ve yeni yapılacak düzenleme de acilen hayata geçirilmeli. Kira artışlarındaki yüzde 25 sınırının kaldırılmasıyla ev sahiplerinin eli güçlendi. Türkiye genelinde ev kiralarında büyük bir artış var ama özellikle deprem bölgelerinde bu artış daha belirgin hissediliyor. İnsanlar zaten depremlerle birlikte yara aldı ve bu yara yaklaşık 2 yıldır iyileşmiyor, bunun üzerine sahiplerinin de kiraları yükseltmesi depremzede vatandaşlarımızı daha çok yaralıyor. Hükümetimiz bu konuda acilen bir önlem almalı, hiç bari kiralar asgari ücret düzeyi baz alınarak artırılabilir” şeklinde konuştu.

“İNDİRİM UYGULANMIYOR”

Kira fiyatları kadar gıda fiyatlarının da çok artığına dikkat çeken Sengir, “Deprem bölgesi illeri ile diğer iller arasında market fiyatları arasında fark olduğu dile getiriliyor. Zengin insanlar zaten alışverişlerini rahatlıkla yapabiliyorlar ama bir asgari ücretli, bir emekli istedikleri malzemeyi alamıyorlar. Bu durumun önüne geçilmesi için bakanlıkların, valiliklerin, kaymakamlıkların, belediyelerin bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. Deprem bölgelerinde stokçuluk var. İnsanlarımız konteynerlerde yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Konteynerlerde de istedikleri yemeği, ekmeği yapamıyorlar. Dolayısıyla konteynerlerde yaşayan insanlarımız çok fazla yöneldi ve bu da hazır gıdaların fiyatını artırdı. İndirim de uygulanmıyor. Buna belediyelerin marketleri de dâhil” ifadelerini kullandı.

“İSTEYEN İSTEDİĞİ FİYATA ÜRÜNLERİNİ SATABİLİYOR”

Gıda denetimleriyle ilgili herhangi bir çalışma olmadığını öne süren Sengir, “Yani şu anda deprem bölgelerinde denetim yapmak çok zor. Özellikle şu anda devletimiz konutların bir an önce bitirilmesi için çaba harcıyor. Gıda denetimleriyle ilgili herhangi bir çalışma yok. Başıboş bırakılmış. İsteyen istediği fiyata ürünlerini satabiliyor. Marketlerde indirim yapıldı deniyor ama yapılan indirimin, gerçek indirimle hiçbir alakası yok. Bir yerde indirim yaparken diğer yerde binlerce ürünün de fahiş fiyata satabiliyorlar” dedi.

Asgari ücrete çalışan vatandaşlar ise 2023 yılının aralık ayında belirlenen asgari ücretin artık açlık sınırının çok altında kaldığını dile getirdiler.

“GELİN BUNLARI SİZ HESAPLAYIN”

Asgari ücrete zam gelmesiyle birlikte hiçbir üründe fiyat artışı olmaması gerektiğini söyleyen Zeki Yeşilova isimli vatandaş, “Ben fabrikada çalışıyorum. Asgari ücret alıyorum. Geçen yıl asgari ücret artışından çok memnun kaldık fakat henüz 4 ay olmadan her şeye gelen zamla birlikte asgari ücrete gelen artışın hiçbir önemi kalmadı. Şimdilerde ev kiralarının çok yükseldiği zamanlarda 17 bin TL’nin herhangi bir önemi yok. Şimdilerde açlık sınırının 20 bin TL kadar olması bizim nasıl şartlarda olduğumuzu, hangi imkânlarla geçimimizi idame ettirdiğimizi gösteriyor. Benim 2 çocuğum var. Birisi 9 yaşında, diğer 12 yaşında. Çocuklu bir ailenin özellikle bu çocuklar da okula gidiyorsa alınan asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini az çok tahmin edebilirsiniz. Aldığımız 17 bin TL’yi kiraya mı, çocukların okul masraflarına mı, mutfak masrafına mı verelim, yoksa tonu 8 bin TL olan kömüre mi veya tonu 5 bin TL olan oduna mı verelim? Gelin bunları siz hesaplayın. Asgari ücret en az 30 bin TL olmalı. Bu da az. Eğer en az 30 bin TL olursa asgari ücret hiçbir şeye zam gelmemeli ki biz bu parayla geçinebilelim” ifadelerini kullandı.

“ALDIĞIMIZ MAAŞ PUL OLDU”

Asgari ücrete gelecek olan zammın hayat şartlarını kolay idame ettirmeye yarayacak şekilde olması gerektiğini kaydeden Ahmet Turna isimli vatandaş da, “Asgari ücret en azından 30-35 bin TL olmalı. Çünkü Malatya’daki hayat pahalılığı herkesi canından bezdirmiş durumda. Market ürünleri, kira fiyatları git gide artıyor. Aldığımız maaş pul oldu. Aralık ayında verilecek olan zammın kayda değer olması gerekiyor ki, bu parayla ayları rahatlıkla çıkartalım” dedi.

 

muhabir:TAHİR ÖZÇELİK

Günün Diğer Haberleri