Geçmişten günümüze ulaşan bazı önemli tarihi eserler, yapılar olduğu gibi bazı önemli kültürel değeler de söz konusu. Zamanla biraz değişikliğe gitse bile bu kültürel değerler genel anlamda kuşaktan kuşağa aktarılarak hala önemini korumakta. Bu kültürel değerler arasında sünnet ve asker uğurlama gibi merasimler de yer almaktadır. Malatya’nın Akçadağ ilçesinde de bir hayli önemli yer tutan bu merasimler için dikkat edilen hususlar şunlardır…
SÜNNET MERASİMİ
Çocuk genellikle 5-6 yaşlarına gelince aile sünnet hazırlıklarına girişir. Maddi olarak uygun duruma gelince, öncelikle çocuğa bir kirve belirlenir. Kirve olacak kişi, genellikle ailenin dostluk kurmak istediği, sevdiği bir kişi olur. Aileler genellikle kendi denginde bir kişiyle kirvelik kurar. Çevrede söz sahibi bir aileden birisi ile kirvelik kurmak da tercih edilen durumlardandır. Kirvelik yörede çok önemli bir kurumdur. Bir aileye kirve olan kişi o aileye adeta kardeş olmaktadır. Hatta kirve akrabadan da ileri bir dereceyi ifade eder. Bu yönüyle kirvelerin çocuklan evlenemez. Kirvelik teklifi gelen kişi genellikle reddedemez. Sünnet günü eskiden okuntuyla şimdilerde davetiye ile dost ve akrabalara duyurulur. Sünnet kıyafetleri kirve tarafından alınır. Sünnet gününün akşamı düğün yapılır. Eş, dost ve akrabalar gelerek çocuğun babasını ve kirvesini tebrik ederler, iyi dileklerde bulunurlar. Düğünler genellikle davullu zurnalı olur, hemen herkes halk oyunları oynar, eğlenirdi. Günümüzün sünnet düğünleri dana sadedir. Sünnet günü kirve çeşitli hediyelerle, özellikle kesilecek bir koç ile gelir. Sünnet günü sünnet yapılmadan önce çocuğa sünnet kıyafetleri giydirilir, eskiden at ile şimdilerde araba konvoyu ile gezdirilir. Her köyün veya beldenin sünnet veya düğünlerde çocuğu veya gelini gezdirdikleri bir güzergah vardır. Çocuk bu güzergahta dolaştırılarak eve getirilir. Daha sonra çocuk bir sünnetçi tarafından sünnet edilir ve bu sırada kirve çocuğu kucağında tutar. Sünnet sırasında, çocuk acıyı hissetmesin ve meşgul edilsin diye ağzına lokum doldurulur. Sünneti işini bitirdikten sonra tepsisini orada bulunanların önünde dolaştırır, orada bulunanlar da tepsiye para atarlar. Düğün sahibi misafirlerine düğün yemeği ikram eder. Bu yemek genellikle Akçadağ Pilavı ile yanında bir sulu yemek ile mevsimine göre salata, cacık, karpuz-kavun gibi bir menüden oluşurdu. Ailenin durumuna göre sadece pilav verenler de olur. Yemekten sonra erkek misafirlerin çoğunluğu babayı ve kirveyi tebrik eder, hayırlı olmasını dileyerek giderler. Arkasından kadın misafirlere yemek verilir, kadınlar da yemeklerini yedikten sonra çocuğu görmeye giderler, hediyelerini verirler. Anneyi ve kirvenin hanımını tebrik edip hayır dilekleriyle ayrılırlar. Bir hafta kadar sonra çocuk yürümeye başlayınca, bu defa çocuğun babası; içerisinde kirveye hanımına, çocuklarına genellikle gömlek, iç çamaşırı, kumaş ve entarilik, çorap gibi giyeceklerden oluşan bir bohça tutar, genellikle bir de halı ile bir tepsi tatlı hediye götürerek iade-i ziyaret eder. Kirve olan aileler daha iyi bir şekilde ailece birbirleriyle tanışarak, ayrılmamak üzere ileri derecede dost olurlar. Sünnet ve kirvelik geleneklerimiz günümüzde de önemini korumaktadır. Ancak günümüz şartlarında çeşitli değişikliklere uğramaktadır, mesela hayvancılık azaldığından kirveler koç ile gelememektedir.
ASKER UĞURLAMA
Çocuk oğlan ise büyüyüp 20'li yaşlara gelince askere gider. Toplumda askerliğini yapmamış gençler cahil olarak görülür, sözlerine ve davranışlarına fazla itibar edilmezdi. Askerlik vakti gelen genç, muayene olup askere gideceği gün belli olunca 10-15 gün kadar önceden hısım-akraba arkadaşları asker adayını yemekli davetlere çağırırlardı. Bu davetler genellikle akşam verilirdi. Bu davetlerde arkadaşlar da biraraya gelir, çeşitli oyunlar oynanır hoşça vakit geçirilirdi. Aynı devre olarak askere gidecek gençler zaman zaman 20'den fazla olurdu. Bu durumda toplu olarak davetler verilirdi. Bu davetler neşe içerisinde geçer, askere gidecek gençler genellikle gece yarılarına kadar yer-içer, oyunlar oynar, eğlenirlerdi. Askere gitmeye bir hafta kadar bir süre kalınca davul-zurna getirilir, askerler gidinceye kadar Akçadağ'ın meydanında ve mahallelerinde, askere gidecek gençlerin evleri önünde halk oyunları oynayıp türküler söyleyerek eğlenirlerdi. Askere gidecek gençlerin evlerine bayrak asılırdı. Hısım, akraba ve komşular askere gidecek gencin evine giderek tebrik eder, güle güle gidip gelmesi, hayırlısıyla tezkeresini alması, Allah'a emanet temennileriyle askeri yolcu ederlerdi. Bu gün de bu adetimiz devam etmektedir. Özellikle bir devrede askere gidecek gençlerin çok sayıda olduğu zamanlar toplu davetler verilir, topluca eğlenilir. Askere gidecek gençlerin akrabaları ve arkadaşları bir hafta kadar önceden geceleri arabalarla konvoylar oluşturarak Akçadağ mahallelerinde turlar atarlar. Askere gidecek gençlerin evlerinin önlerinde davul-zurna eşliğinde halk oyunları oynarlar. Askere gidecekleri gün konvoylar eşliğinde otobüslere bindirilerek gönderilirler, bu durumda Akçadağ-Kayseri yol ayrımı veya Malatya otogarında yine oyunlar ve dualar eşliğinde askere uğurlanırlar. Askere gidecek gencin sağ elinin serçe parmağına ve elinin ortasına, bazen de perçeminin ucuna kına yakılır. Böylece bir kınalı koç gibi vatana kurban edilebileceği belirtilir. Akçadağ ilçe merkezinde askerin yola çıkmadan geçireceği son gece erkek çocuklarının tamamı askerliğini yaparak bitirmiş, daha askere gidecek oğlu olmayan bir kadından bir parça ekşili ekmek, bir kaşık ve biraz şeker alınır. Asker adayı bu ekmekten bir parça ısırır ama yemez, dişler bırakır. Bu ısırılmış ekmek parçasının arasına kaşık konularak sarılır, yanında da şeker bulunur. Bu malzemelerden kaşığa sarılan ekmek, birkaç gün açıkta bırakılıp kurutulduktan sonra, askerin tezkere alarak gelmesine kadar çeyiz sandığına saklanır. Genç askerden sağ-salim geldikten sonra bu ekmek biraz ıslatılarak küçük bir parça şekerle birlikte kaşığın üzerine konularak askerde dönen gence yedirilir. Geri kalan ekmek parçası ve şeker temiz bir yerde toprağa gömülür. Kaşık tekrar kullanılmaya devam edilir. Bu adet bugün hemen hemen unutulmuş haldedir ve birçok kimse tarafından hatırlanmamakta, çok az sayıda yaşlı kadın tarafından bilinmektedir. Bu uygulamanın asker adayının yarım bıraktığı ekmeğini yemek üzere gelmesini bekleyen anneye bir teselli, asker adayında ise askerden dönüşü için bir umut vesilesi olması için yapıldığı düşünülmektedir. (Devam edecek)
Muhabir: HANİFE SARI