Akçadağ ve Kültürü -8

Malatya’nın kadim ilçesi Akçadağ’da bebeklerle ilgili kırklama, beşik getirme, diş hediği gibi köklü geleneklerin nasıl yaşatıldığı ve bu süreçlerin hangi aşamalardan geçtiği, geçmişten günümüze uzanan önemli ayrıntılarıyla bu haberimizde ele alındı.

KÜLTÜR - SANAT - 22-01-2026 11:50

Aileye yeni katılan her bebeğe özgü yapılan bazı gelenek ve görenekler mevcut. Bu gelenek ve görenekler ülkeden ülkeye, ilden ile, bölgeden bölgeye değişmekte.  Çeşitli şekillerde karşımıza çıkan bu uygulamalardan olan kırklama, beşik getirme, diş hediği gibi gelenekler bazı yerlerde olduğu gibi Malatya’nın Akçadağ ilçesinde de önemli bir yer edinmekte. Aileye yeni katılan bebek veya çocuk için Akçadağ ilçesinin bu hususta nelere dikkat ettiği ve nasıl bir süreç izlediğine dair tüm merak edilenlere bu haberimizde yer verdik.

KIRKLAMA NASIL YAPILIR?

Bu kapsamda Akçadağ ilçesinde kırklama şu şekilde gerçekleştirilmektedir… Kırkıncı gün çocuk "kırklanır", bundan sonra kadın ve çocuk yavaş yavaş normal hayata başlardı. Kırklamak, Akçadağ insanlarının düşüncesine göre hiç kir kalmayacak şekilde, neredeyse günahlardan da arınacak şekilde yıkanarak temizlenmektir. Banyoda uzun süre kalanlara da "kırklanıyor muydun?" diye sorarlar. Günümüzde de devam eden, çocuğun kırklanması şöyle yapılır. Çocuğun yıkanacağı suya, kırkıncı günde kırk kaşık su, ya da kırk tane arpa veya buğday sayılarak atılır. Çocuğun başı üzerinde bir kalburdan (elek, sarat) veya tülbentten su dökülür. (Suyun kırk delikten geçerek çocuğun üzerine dökülmesi için) Çocuğun üzerine su dökülürken; "ağrın, acın bu su gibi aksın, gitsin" denilir. Aynı gün anne de yıkanır. Bunlar anneye de uygulanır. Böylece kırk çıkmış olurdu. Kırk çıktıktan sonra çocuk ve anneye zarar verecek şeyler de ortadan kalkmış olur. Annenin ve çocuğun yatağı ve giyecekleri de yıkanır, anne ve çocuğun yattığı odada ve evde genel bir temizlik de yapılır.

BEŞİK GETİRME GELENEĞİ

Çocuğun doğumundan kısa bir süre sonra kararlaştırılan bir günde anne tarafı çocuğa beşik getirir. İki taraftan toplanan kadın misafirler çeşitli hediyelerle gelirler, yiyip-içerler sohbetler edilir. Kız tarafı bir sini baklava da getirir. Erkek tarafı bu misafirlerine yemek verir. Genellikle anne-babanın yatak odasında çocuğun yatacağı bir köşe belirlenerek oraya beşik konulur, çocuğun köşesi olarak düzenlenir. Getirilen beşik çeşitli renkli bezlerle süslenir, üzerine cibinlik çekilir. Beşiğin üzerine altınlar, çocuk kız ise kolyeler de takılır.

DİŞ HEDİĞİ

Çocuk birkaç aylık olup ilk dişini çıkardığında çocuğun dişinin çıktığını ilk fark eden kişi bir hediye alır. Bu hediye genellikle bir giyim eşyası olur. Çocuğun dişi çıkınca kısa bir süre içerisinde diş hediği vurulur. Diş hediği, sadece buğdayı haşlayarak (suda kaynatarak) yapıldığı buğdayla birlikte nohut, mısır gibi tahılları haşlayarak da yapılır. Bu hedik tabaklara alınır ve gelenlere servis yapılır. Diş hediğinin hangi gün olduğu komşulara duyurulur. Komşu ve akraba kadınlar küçük birer hediye ile gelirler. Pişirilen hedik misafirlere ikram edilir. Kadınlar birlikte oturarak sohbet eder, çocuk için iyi dileklerde bulunurlar. Bu hedikten gelemeyen komşulara da tabaklarla gönderilir. Diş hediği sırasında çocuk yere serilen bir bez veya bir sini içerisine oturtulur. Elinin ulaşabileceği bir yere kalem, tarak, makas, altın, kitap gibi eşyalar bırakılır. Çocuk hangi eşyaya uzanır veya alınırsa, ona göre çocuğun geleceği, gelecekte yapacağı mesleği hakkında fikirler söylenir, tahminler yürütülür. Çocuğun diş çıkarması böylece kutlandıktan sonra kadınlar iyi dilekleriyle evden ayılırlar.

İLK ADIMLAR

Çocuk birkaç aylık olunca kafasını dik tutmaya başlar, sonra çevresini incelemeye ve anlamaya çalışır. Bu durum çocuğun meraklı bakışlarından anlaşılabilir. Bu arada yavaş yavaş çeşitli sesler çıkarmaya başlar. Bu sırada ailesi çocuğun çıkardığı sesleri anlamlandırmaya, baba, dede gibi kelimeleri (bilerek) söylediğini iddia ederek çocuklarının konuşmaya başladığını düşünerek sevinirler. Çocuk biraz daha büyüyünce sürünmeye ve arkasından yürümeye başlar. Bu arada baba, dede gibi kelimelerle konuşmaya başlar. Çocuk sürünürken ve ayağa kalkmaya çalışırken destek olunur, koltuk altlarından tutularak yürümeye teşvik edilirdi. Çocuk adım atarken "daaaatdii, ayağına diken baaaatdii" diyerek bir tekerleme söylenirdi. Çocuğun yürümesi için eskiden üç ayaklı tekerlekli bir yürüteç alınırdı. Çocuk buna tutunarak yürümeye alışırdı. Günümüzde bu aletin yerini örümcek denilen alet almıştır. Akçadağ ve çevresinde birçok köydeki insanlar da dahil olmak üzere genel anlamda çocuğun anne ve babası ile dedesi veya ninesi aynı ortamda ise, çocuklarını sevmez, çocuk kendisine zarar verecek bir hareket yapacak olsa bile anne-baba müdahale etmez, ancak dedesi veya ninesi müdahale ederdi. Anne babanın çocuğunu kendi anne -babalarının yanında sevmesi veya onunla ilgilenmesi büyük saygısızlık olarak kabul edilirdi. Zamanla  bu adet terk edilmiştir.  (Devam edecek)

Muhabir: HANİFE SARI

Günün Diğer Haberleri