Akçadağ ve Kültürü -10

Akçadağ’da evlilik; baş-göz etmek, başını bağlamak gibi deyimlerle ifade edilen; askerlik, bedensel olgunluk ve aile rızasıyla şekillenen, bireysel bir karardan çok toplumsal bir düzenin devamı olarak görülen köklü bir kurumdur.  Bu hususta Akçadağ’da evlenme meselesinin gündeme gelişi, ailenin evliliğe sıcak bakıp bakmaması hakkında gösterilen davranış kalıpları ve daha fazlasına genel anlamda bu haberimizde yer vermeye çalıştık.

KÜLTÜR - SANAT - 24-01-2026 10:01

Belli bir olgunluğa erişmiş bir kadının ve erkeğin görücü usulü veya severek bir yuva kurmak istemesi hayatın olağan akışı içerisinde yer almaktadır. Ancak evlenme konusu göreceli olup bu hususta evlilik sürecine giden süreçler farklılık göstermektedir. Bu doğrultuda Akçadağ ilçesinde evlenme sürecinin işleyişi ve daha fazlasına bu haberimizde yer verdik.

BUGÜN EVLENME YAŞI GİDEREK YÜKSELMEKTE

Evet, öncelikle Akçadağ'da evlenmek; baş-göz etmek, başını bağlamak, başını küllemek, iki ayağını dört etmek deyimleriyle ifade edilir. Evlenme yaşı genellikle erkekler için askerlikten sonradır. Kızların evlenme yaşının ise 15'ten büyük olması, bedenen gelişmiş olması ve bir evi çekip-çevirecek olgunluğa erişmiş olması, ısrarla istenmesi belirlerdi.  23-25 yaşım geçmiş kızlar evde kalmış kız olarak düşünülürdü. Kadının erkekten üç-beş yaş küçük olmasına dikkat edilirdi. Bazı ailevi sebeplerden erken denilecek yaşta evlendirmeler çok nadir görülür. 40-50 yıl öncesine kadar çocuklar daha çok askerden önce evlendirilirdi. Bunun sebebi Çanakkale, Yemen, Kurtuluş Savaşı hala hafızalarında olan insanlarımızın eski savaş dönemlerinden kalma bir alışkanlıkla bir an önce çocuk sahibi olma isteğidir. Bir diğer sebep ise tarım toplumunda tarlada çalışacak insanların bir an önce sayıca artmasını sağlamaktı. Bugün evlenme yaşı giderek yükselmektedir. Bunun sebebi, evlenme işini üniversite okuma, bir iş sahibi olma gibi faaliyetlerin sonrasına ertelemeleridir.

EVLENMEK İSTEYEN GENCİN BU İSTEĞİ İFADE ETME BİÇİMLERİ

Akçadağ'da evlenmek isteyen genç bu isteğini öncelikle annesine açar. Anne de babaya iletir. Baba, şartlar müsait değilse veya bulunan kızı beğenmiyorsa olumlu veya olumsuz bir cevap vermez, işi sürüncemede bırakırdı. Genç evlenmek istiyor ve anne-babasına açılamıyorsa, veya istediği kıza hayır deniyorsa hırçınlaşır, çabuk kızar, yemekleri beğenmezdi. Bu durumda genç isteklerine karşılık bulamaz, muhatap alınmazsa özellikle pilav yemeği olduğu bir gün pilavı yemez, kaşığın saplayarak evden çıkar ve gece geç saatlerde gelirdi. Bunda da muhatap alınmazsa babasının ayakkabısını evin kapısının girişinde yere çivilerdi. Bazı gençler de babalarının ayakkabısının içerisine su doldururdu. Yere çivilenmiş veya su dolu ayakkabıyı giyen baba, ilk anda şaşırsa da kısa bir şaşkınlıktan sonra durumu anlardı. Akçadağ'da bu olumsuz ve hırçın hareketleri yapan gencin, artık utanmayı bırakıp yüze çıktığına hükmedilerek, oğlanın kaytına düşmek vaktinin geldiğini anlarlardı. (Devam edecek)

MUHABİR: HANİFE SARI

Günün Diğer Haberleri