“Adaylarımızın yapması gereken kitap okumak”

Haftanın Nabzı programında Rehberlik ve Eğitim Uzmanı Tolga Özcan, sınav merkezli eğitim anlayışının öğrencileri sosyal yaşamdan uzaklaştırdığını ve ezbere yönelttiğini belirtti. Yeni Maarif Modeli'nin bilgi ezberleyen değil; okuyan, anlayan ve yorumlayan bireyler yetiştirmeyi amaçladığını aktaran Özcan, bu değişimin temelinin ise ilkokuldan itibaren kazandırılacak okuma kültürü olduğunu ifade etti. Özcan, “O ezberci yönetim kalktı. Burada adaylarımızın yapması gereken kitap okumak” dedi.

EĞİTİM - 07-07-2026 11:41

Rehberlik Ve Eğitim Uzmanı Tolga Özcan, gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programına konuk oldu.

Programda artık okumanın ihmal edildiğine dikkat çeken Sinem Hatun Davut,

“Toplum olarak okumayı ihmal etmeye başladık.  Kitap okumak insanı geliştiren önemli bir aktivite ama maalesef okuma alışkanlığımız giderek yok olmaya başladı toplum olarak”

ifadelerine yer verdi.

Konuyu değerlendiren Berkman Dulcan ise,

“30 yıl önce gazetelerde köşe yazılarını bile okuyan bir halktan şimdi sosyal medyada en ufak bir yazıyı bile okumayan bir topluma devşirildik.  Sadece sosyal medyada geziyoruz. Ses varsa sesi dinleyerek orada ne demiş ona bakıyoruz. Açıkçası çocuklarımıza al kitap oku demektense telefonu uzatıp al şunu biraz vakit geçir demek anne babaların daha çok işine geliyor”

diye konuştu.

“SINAVA ODAKLIYIZ”

Sınava odaklı bir toplum olduğumuza vurgu yapan Tolga Özcan ise,

“Niye mühendislerimiz yurt dışına gidiyor? Bunları tabii ki sorgulamak lazım.  Biz sınava odaklıyız. Yani şöyle ben öyle aileler tanıyorum ki bir yıl boyunca yani sınav süresince evine misafir almıyor. Komşularla kötü oluyor. Çocuk hastane yüzü görmüyor. Hastaneye git diyorum gitmiyor. Çünkü çocuk sınavı kazanmak istiyor. Hayalini gerçekleştirmek istiyor. Etkinlik yapalım diyorum. ‘Annemden, babamdan izin almam lazım’ diyor. Robot yetiştiriyoruz. Mesela Türkiye'de derece yapanlar, iyi öğrenciler robot gibi derler. İşte onun nedeni bu, sosyalleşemiyorlar. Sadece odağı, sınav. Sınav sonrası ‘hocam sabah kalktım ilk defa bir deneme çözmedim’ diyor ve onların tekrar hayatla ve insanlarla bir araya gelmesi de gerçekten zor. Öğrencilerime hep şunu söyledim keyif duyun bu işten”

şeklinde konuştu.

“SÜREKLİ BASKI HİSSİYATI ÇOCUĞA ZARAR VEREN BİR EYLEM”

Sürekli baskı hissiyatının çocuklara zarar verebileceğine işaret eden Sinem Hatun Davut ise,

“Şimdi şimdi o çocuğun yerine kendimi koydum bir an. Psikolojisi düzgün, normal bir çocuksa psikolojik sorunlar yaşamaya dönüşen bir bireye dönüşür. Sürekli baskı hissiyatı bu çocuğa zarar veren bir eylem. Hayatta her şey sınav demek değil. Bir kere bunu öğrenmek gerekiyor. Anne babaların bu baskıdan, bu psikolojik şiddete varan baskıdan da vazgeçmesi gerekiyor. Anlıyoruz, herkes çocuğunun okumasını ister iyi yerlere gelmesini ister iyi bir gelecek ister. Ama bunları isterken de o çocuğun psikolojik dünyasında kalıcı yıkımlar, enkazlar bırakmamak gerektiğini düşünüyorum. Aksine o çocuğu rahatlatan, sakinleştiren bir ortama gidilse, etkinlikler yapılsa, eve misafir kabul edilse, bir iki saat de olsa sohbet etse daha iyi, daha verimli çalışacak çocuk. Bu çocuklar robot değil. Onarda insan, duyguları, düşünceleri var”

cümlelerine yer verdi.

“O EZBERCİ YÖNETİM KALKTI”

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline yönelik de bazı değerlendirmelerde bulunan Tolga Özcan şöyle konuştu:

“Maarif Modelinin amacı diyor ki değerler eğitimi, az konu, az ünite, sade ama bak burada çok önemli bağlam temelli, düşünce temelli, yorum temelli, okuduğunu anlama, anladığını yorumlama, yorumladığında metabilişsel olarak dök diyor, bu sistem bu. Ama bunu yaparken gündelik hayatla ilişkilendirerek yapman gerekiyor diyor Marif Modelde. Şimdi biz bu sene gördük aslında 2028'de başlayacak Marif Model soruları. Özellikle Türkçe matematikte gördük. Şimdi Maarif Model bu sene 11. sınıflarda uygulanıyor, seneye sınavda sorulacak. Orada da şöyle bir kafa karışıklığı var onu da buradan sizin vasıtanızla belirtelim. Sınav sistemi değişmiyor. Sınav aynı. TYT, AYT aynı. Hiçbir değişiklik yok. YKS sınavın adı. Yine soru aynı. Değişen tek şey soru tarzları. Şöyle örnek vereyim diyelim eskiden problemler sorulurken denklem kurardık. ÖSYM şimdi denklemi de veriyor, soruyu da veriyor, sayıyı da veriyor ama diyor ki yorumla diyor bunları sebep, sonuç determinizm ilkesine göre yorumla. Yani okuduğunu anla diyor anladığını da burada bana göster. ÖSYM onu isteyecek. Maarif Modelinin amacı bu. Maalesef ki üzülerek söylüyorum ki altyapımız yok şu anda ona bizim. Bunun için bizim ilkokuldan başlamamız lazım. Bizim ilkokuldan bu temele başlamamız lazım. İlkokuldan bu modele başlamamız lazım. Bizim en büyük problemimiz bu. Çocukların soruları yapamamasının nedeni ilkokuldan gelen ezberci yönetim. Bizim temelimizde kitap okuma kültürü yok. ÖSYM ‘benim karşıma sadece ezberci gelmesin’ diyor. Okuduğunu anlayan, anladığını yorumlayan, bağlam temelli çalışan gelsin diyor. ÖSYM bir soruda üç konuyu sordu. İşte öğrenciler bağlam temelli dediğim bu. Bir soruda 3 tane konuyu sordu ÖSYM matematikten parabolü sordu, türevi sordu, fonksiyonu sordu. İşte ÖSYM bunu artık yapıyor. Türkçede de o metni veriyor. Hangisi yoktur diyor. Bütün dil bilgisi kuralları, konuları orada. İşte bağlam temelli dediğimiz soru tarzı bunlardır. O ezberci yönetim kalktı. Burada adaylarımızın yapması gereken kitap okumak. Hiç değilse günde bir tane makale okusun. Paragraf kitaplarından sadece paragraf okusun çözmesin. Göz alışması lazım. Göz alışmazsa çocuk sonuca ulaşamıyor ama soruyu okurken şıklar da okuyacak. Soru çözmek çok önemli. Pratik yapmak çok önemli. Kitap okumak çok ama çok önemli.”

 

HANİFE SARI

Günün Diğer Haberleri